HEAD: 15 (3)
Cilt: 15  Sayı: 3 - 2018
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Kapak
Cover

Sayfa I

2.
İçindekiler
Contents

Sayfa II

3.
Editörün kaleminden
Editorial

Sayfa III

4.
VKV
VKV

Sayfa IV

5.
Güz Kursları
Fall Courses

Sayfa V

6.
Arka kapak
Back cover

Sayfa VI

ARAŞTIRMA MAKALESI
7.
Hemşirelik Öğrencilerinin Yenilikçilik Özellikleri ve Etkileyen Faktörler
Innovation Characteristics of Nursing Students and the Affecting Factors
Özgül Erol, Lale Yacan, Rabia Hayta, İdil Şahin, Meltem Yağcı
doi: 10.5222/HEAD.2018.142  Sayfalar 142 - 146
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin yenilikçilik özelliklerini ve yenilikçilik özelliklerini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla planlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma, bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören hemşirelik öğrencilerine yüz yüze görüşme yöntemi ile “Veri Toplama Formu” ve “Bireysel Yenilikçilik Ölçeği” kullanılarak yapıldı. Ölçeğin Cronbach alfa katsayısı 0.76 olarak bulundu. p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlılık sınırı kabul edildi.
BULGULAR: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalamaları 20.48±1.80 olup, %31.9’u birinci sınıfta öğrenim görmektedir. Öğrencilerin %65.4’ü anadolu lisesi ve dengi okullardan mezun olmuş, %70.1’i çekirdek aile yapısında ve %66.5’inin geliri giderine denktir. Grubun %42.6’sı kuşkucu, %34.3’ü geleneksel, %19.8’i sorgulayıcı, %2.5’i öncü ve %0.8’i yenilikçi özelliklere sahiptir. Öğrencilerin kardeş sayısı, bölüm tercih sırası ve aile içindeki doğum sıralaması arttıkça yenilikçilik özelliklerinin azaldığı saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu araştırmada, hemşirelik öğrencilerinin büyük bir bölümünün kuşkucu ve geleneksel özelliklere, çok azının ise yenilikçi özelliğe sahip olduğu saptandı.


INTRODUCTION: This study was conducted to determine the innovation characteristics of nursing students and the affecting factors.
METHODS: The study was conducted using a “Data Collection Form” and “Individual Innovativeness Scale” with face to face interviews with nursing students of a Faculty of Health Sciences. The Cronbach alpha of the scale was found as 0.76. The value p<0.05 was accepted as statistically significant.
RESULTS: The mean age of the students was 20.48±1.80 years and 31.9% of were first grade students. It was found that 65.4% of the students graduated from anatolian high schools and similar schools, 70.1% of the students had nuclear family and 66.5% had middle income. Participants were found as the late majority 42.6%, laggards 34.3%, the early majority 19.8%, early adopters 2.5%, and 0.8% innovators according to their innovation characteristics. It was determined that as the students’ number of siblings, preference order of nursing and the order of birth in their family increased, their level of innovation decreased.
DISCUSSION AND CONCLUSION: It was found that most of the nursing students were late majority and laggards, and only a few of them were innovator.

8.
Bir Hemşirelik Fakültesindeki Akademisyenlerin Mesleki Değerleri
Professional Values of Academicians at a Nursing Faculty
Renginar Öztürk Dönmez, Süheyla Altuğ Özsoy
doi: 10.5222/HEAD.2018.147  Sayfalar 147 - 153
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu tanımlayıcı kesitsel tipteki araştırmada, bir hemşirelik fakültesinde görev yapan akademisyen hemşirelerin mesleki değerlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Türkiye’nin batı bölgesinde bir Hemşirelik Fakültesi’nde Ocak-Şubat 2016 tarihleri arasında yürütülen ve evrenin tümüne (120 akademisyen hemşire) ulaşılmaya çalışılan araştırmaya, 89 akademisyen hemşire katıldı (Katılım oranı=%74.2). Etik Kurul İzni ve katılımcıların yazılı izni alınan araştırmada veriler, Tanımlayıcı Bilgi Formu ve Revize Edilen Hemşirelik Mesleki Değerleri Ölçeği (HMDÖ-R) ile toplandı. Ölçekten en az 26 puan, en fazla ise 130 puan alınabilmektedir. Ölçekten alınacak puanın yüksek olması, kişinin güçlü mesleki değerlere sahip olduğunu göstermektedir. Araştırma verileri SPSS 16.0 programında, sayı-yüzde dağılımı, ortalama, Kolmogorov-Smirnov analizi, bağımsız örnek t testi ve tek yönlü varyans analizi ile incelendi.
BULGULAR: Akademisyen hemşirelerin yaş ortalamasının 35.52±9.60 olduğu, ortalama 13.38±10.65 yıldır çalıştıkları, %55.0’inin doktora derecesine sahip oldukları ve %85.4’ünün öğrencilere değerler ile ilgili bilgi verdikleri belirlendi. Akademisyen hemşirelerin HMDÖ-R’den almış oldukları toplam puanın 109.87±1.37 olduğu, madde toplam puan ortalamasının 4.22±0.50 olduğu belirlendi. Öğrencilerine değerler ile ilgili bilgi veren ve 36-45 yaş grubunda yer alan akademisyen hemşirelerin HMDÖ-R’den daha yüksek puan aldıkları belirlendi (p<0.05). Akademisyenlerin eğitim düzeyi, akademik ünvanı, hemşire olarak çalışma durumu ve çalışma yılının HMDÖ-R puan ortalaması üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı saptandı (p>0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Akademisyenlerin güçlü mesleki değerlere sahip oldukları belirlendi. Akademisyenlerin mesleki değerleri algılamalarında, yaş ve öğrencilere değerler ile bilgi verme değişkenlerinin anlamlı bir farklılık oluşturduğu belirlendi.
INTRODUCTION: In this descriptive cross-sectional study, it was aimed to determine the nurse academicians’ professional values working at a nursing faculty.
METHODS: 89 nurse academicians (Participation rate=74.2%) participated in the study, which was conducted at a faculty of nursing in the western Turkey between January and February 2016, the whole population of which (120 nurse academicians) was attempted to be achieved. Data in the study, for which the Ethics Committee Approval and the written consent from participants were obtained, were collected with Descriptive Information Form and the Revised Nursing Professional Values Scale (NPVS-R). The lowest possible score obtainable from the scale is 26 and the highest possible score is 130. The fact that an individual obtains a high score for the scale indicates that this individual has strong professional values. The research data were analyzed with SPSS 16.0 program. The Kolmogorov-Smirnov analysis, independent t test and one-way ANOVA were used for analysis with SPSS 16.0 program.
RESULTS: It was determined that the average age of the academicians was 35.52±9.60 years, they worked for 13.38±10.65 years on average, 55.0% of them had doctoral degree, and 85.4% of them gave information about values to students. The mean total item score of NPVS-R was 109.87±1.37 and the mean total item scores of NPVS-R was 4.22±0.50. Academician nurses in the age group of 36-45 who gave information about the values to their students were found to have higher scores in NPVS-R (p<0.05). It was determined that the academicians’ education level, academic title, working status as a nurse, and the study year did not have a significant difference on the mean score of the NPVS-R (p>0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: It was determined that academicians had strong professional values. It was found significant difference in perception of professional values that academicians’ characteristics of age and giving information about values to their students.

9.
Aile Sağlığı Elemanları Açısından Aile Hekimliği Modeli
Model of Family Medicine with Regard to Family Healthcare Personnels
Betül Güven, Zeynep Dörtbudak
doi: 10.5222/HEAD.2018.154  Sayfalar 154 - 160
GİRİŞ ve AMAÇ: Ülkemizde Sağlıkta Dönüşüm ile geçilen “Aile Hekimliği Modeli”yle birinci basamak sağlık hizmetlerinin niteliğinde ve sunuluş biçimlerinde önemli değişiklikler ortaya çıkmıştır. Bu model aile sağlığı elemanlarının çalışma yaşamınıda etkilemiştir. Bu çalışmada aile sağlığı elemanlarının aile hekimliği modeline ilişkin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ili Beyoğlu ve Şişli Toplum Sağlığı Merkezleri’ne bağlı Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışan 112 aile sağlığı elemanı oluşturmaktadır. Veriler araştırmacılar tarafından hazırlanan soru formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve Pearson Ki-Kare testi kullanılmıştır.
BULGULAR: Aile sağlığı elemanlarının %39,3’ü aile hekimliğinde performansa dayalı maaş sisteminde hesaplamaların adil yapılmadığını, %73,2’si aile hekimliğinde iş doyumunun azaldığını, ayrıca %73,2’si, aile sağlığı elemanı adlandırmasının, mesleki haklarında kayıp yarattığını düşündüklerini belirtmişlerdir. Hemşire olan ASE’lerin aile hekimliği sisteminden memnun olma durumları ile; sözleşme bittikten sonra aile hekimliği modelinde çalışma isteği (p˂0.016), kurumun sağladığı imkanlardan memnuniyeti (p˂0.039), yapılan işin görev tanımıyla uyumlu olması (p˂0.001) ve maaş performans sistemine ilişkin değerlendirmeleri (p˂0.008) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Birinci basamak sağlık merkezleri topluma açılan öncelikli sağlık kapılarıdır. Bu nedenle aile hekimliği modelinde önemli rol üstlenen sağlık profesyonellerinin etkinliğini en üst seviyeye çıkarmak için yaşadıkları sorunlar tespit edilmeli, iş doyumu ve motivasyonu artıracak girişimler uygulanmalıdır.

INTRODUCTION: The Model of Family Medicine (MFM), which was started to be applied with the scope of transformation in health, caused significant changes in the quality and delivery of the primary healthcare services in our country. This model affected work life of the Family Healthcare Personnels (FHP). In this study, it was aimed to investigate views of the family healthcare personnels related to the model of family medicine.
METHODS: This descriptive study was conducted of 112 FHP working in Family Health Centers affiliated to Beyoglu and Şişli Community Health Centers in Istanbul. Data were collected with a questionnaire developed by researchers. Descriptive statistics and Pearson Chi-square test were used to analyse data.
RESULTS: Of the total, 39.3% FHP stated that evaluations in performance-based salary system are not made fairly, 73.2% of them job satisfaction is decreased in MFM, and 73.2% also thought that the general name of family healthcare personnels causes loss of proffessional rights. There was a statistically significant relationship between satisfaction status of nurses working as FHP and wishing to work after their contracts end (p<0.016), facilities provided by family health center (p˂0.039), compatibility of duties with duty descriptions (p˂0.001), and satisfaction on performance-based salary (p˂0.008).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Primary healthcare centers are the prior gateways to community. Therefore, in order to maximize the efficiency of the health professionals who play an important role in the MFM, their experinced problems should be identified and initiatives to increase job satisfaction and motivation should be applied.

10.
Obez Hemşirelik Öğrencilerinde Egzersizin Yaşam Kalitesi ve Fizyolojik Parametrelere Olan Etkisi
Effect of Exercise on Quality of Life and Physiological Parameters in Obese Nursing Students
Asiye Akyol, Öznur Usta Yeşilbalkan, Emine Kutlay, Hülya Kankaya, Tuğba Menekli, Çiçek Fadıloğlu
doi: 10.5222/HEAD.2018.161  Sayfalar 161 - 169
GİRİŞ ve AMAÇ: Araştırmanın amacı, hemşirelik öğrencilerinde egzersizin yaşam kalitesi ve fizyolojik parametrelere olan etkisini incelemektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Tek gruplu ön test son test düzeninde yarı deneysel tasarımlı olarak planlanan araştırma; Mart-Mayıs 2012 ve Kasım 2012-Ocak 2013 tarihleri arasında yürütülmüştür. Tarama ile 583 öğrenci arasından belirlenen, BKİ≥25 kg/m2 olan 117 öğrenciden 18 öğrenci örnekleme alınmıştır. Veri toplamada; Birey Tanıtım Formu, Beden Kütle İndeksi Değerlendirme Formu, WHOQOL-BREF 27 Yaşam Kalitesi Ölçeği, Fiziksel Aktivite Değerlendirme Anketi (FADA) ve Fizyolojik Parametre Formu kullanılmıştır. Egzersiz programı; 3 ay (12 hafta) boyunca haftada 3 gün süreyle her gün 45dk (16: 00-17: 00) olmak üzere uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; aritmetik ortalama, Wilcoxon İşaret Testi ve Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır.
BULGULAR: Egzersiz programı sonrasında öğrencilerin kilo, plazma glukoz, kolesterol, trigliserid, LDL, sistolik kan basıncı düzeylerinde anlamlı düşüşler olduğu (p<0.05) belirlenirken, BKİ ve diyastolik kan basıncı düzeylerindeki değişimlerde anlamlı fark olmadığı (p>0.05) saptanmıştır. Öğrencilerin aktivite düzeylerinde anlamlı düzeyde (p=0.01) artış, yaşam kalitelerinin de tüm alanlarında anlamlı düzeyde (p=0.000) artış olduğu görülmüştür.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Egzersiz davranışlarının geliştirilmesi, hemşirelik öğrencilerinin meslek yaşantısında bu konuya farkındalıklarını arttırmada ve fazla kilolu/obez bireyler ile toplum sağlığını geliştirmede örnek olacağı düşünülmektedir.
INTRODUCTION: The aim of the study was to determine the effect of exercise on quality of life and physiological parameters in obese students.
METHODS: The study was pretest-posttest and quasi-experimental design. It was conducted between March-May 2012 and November 2012-January 2013. The study sample was Nursing students who were selected from 583 students by screening, were BMI≥25 kg / m2 (18 obese students). Exercise program was continued about 3 months (12 weeks), three days a week and 45 minutes (16: 00-17: 00) a day. Evaluation of the data was used by the arithmetic mean, Wilcoxon signed rank test and Spearman correlation analysis.
RESULTS: In results; after the exercise program, students' weight, plasma glucose, cholesterol, triglycerides, LDL and systolic blood pressure levels were found to be statistically significant reductions (p<0.05); but, BMI and diastolic blood pressure levels were found to be no statistically significant reductions (p>0.05). Additionally; students’ the level of activity (p=0.01) and all the subscales of quality of life was increased significantly (p=0.000).
DISCUSSION AND CONCLUSION: As a result, it has made an application for nursing students trying to gain healthy lifestyle habits.

11.
Hemşirelik Öğrencilerinin Bilinçli Farkındalık Düzeylerinin Belirlenmesi
Determination the Level of Mindfulness of Nursing Students
Arife Azak
doi: 10.5222/HEAD.2018.170  Sayfalar 170 - 176
GİRİŞ ve AMAÇ: Tanımlayıcı nitelikte olan bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin bilinçli farkındalık düzeylerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırmanın örneklemini, 01 Mart – 01 Mayıs 2017 tarihleri arasında bir devlet üniversitesinin sağlık bilimleri fakültesi hemşirelik bölümünde öğrenimine devam eden ve araştırmaya katılmayı kabul eden 322 öğrenci oluşturdu. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik verileri içeren form ve Bilinçli Farkındalık Ölçeği ile öğrencilerden anket yöntemi ile toplandı. Verilerin analizinde frekans, yüzdelik, t testi, ki-kare ve Kruskal-Wallis testi kullanıldı.
BULGULAR: Araştırmaya katılan öğrencilerin %77,6’sı kadın ve %26,4’ü birinci sınıf, %86,3’ünün gelir durumu orta düzeydedir. Öğrencilerin %56,5’inin doğum yeri olan ve %59,9’unun en uzun yaşadıkları bölge ege bölgesidir. Öğrencilerin yaş ortalaması 20,51±1,80 ve Bilinçli Farkındalık Ölçek Puan ortalaması 60,14±11,43 olarak belirlenmiştir. Algılanan gelir düzeylerine göre öğrenciler arasında yapılan karşılaştırmada bilinçli farkındalık puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde fark bulunmuştur (KW=8,47, p<0,05). Orta düzeyde geliri olan öğrencilerin bilinçli farkındalık puanları daha yüksek bulunmuştur. En uzun süre yaşanılan bölgeye göre öğrenciler arasında yapılan karşılaştırmada bilinçli farkındalık puanları birbirinden farklı bulunmuştur (KW=14,20, p<0,05). En uzun süre Karadeniz Bölgesinde yaşayan öğrencilerin bilinçli farkındalık düzeyinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Hemşirelik öğrencilerin bilinçli farkındalık düzeylerinin ortalamanın biraz üstünde olduğu belirlenmiştir. Bilinçli farkındalık düzeyi ile öğrencilerin yaşları, cinsiyetleri, sınıfları ve doğum yerleri açısından anlamlı farklılıklar ortaya çıkmazken; algılanan gelir düzeyi ve en uzun süre yaşadıkları bölge açısından anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır.
INTRODUCTION: This descriptive study was conducted to determine mindfulness levels of nursing students.
METHODS: The study sample consisted of 322 students who attended a public university faculty of health sciences continuing education in the nursing department from March 1 to May 1, 2017 and agreed to participate in the research. The data were collected by a questionnaire from the students with the Mindful Attention Awareness Scale and a form containing sociodemographic data prepared by the researcher. Frequency, percentage, t test, chi-square and Kruskal-Wallis test were used in the analysis of the data.
RESULTS: Of the students who participated in the survey, 77,6% were female, 26,4% were 1st grade students and 86,3% were middle income. The region where 56.5% of the students live and 59.9% of them live the longest is the Aegean region. The mean age of the students was determined as 20.51±1.80 and the Mindful Attention Awareness Scale score average was 60.14±11.43. There was a statistically significant difference between average mindfulness scores of students when compared by their perceived income levels (KW=8,47, p<0,05). Students with moderate income were found to have higher mindfulness scores. There was a statistically significant difference between mindfulness scores of students when grouped by which region they lived the longest (KW=14,20, p<0,05). Students who spent most of their lives in the Black Sea region found to have higher level of mindfulness.
DISCUSSION AND CONCLUSION: It has been determined that nursing students are slightly above the level of mindful awareness. While there were no significant differences in mindfulness level with respect to age, sex, class and place of birth of the students; There were significant differences in the perceived income level and the region they lived the longest.

DERLEME
12.
Addison hastalığı olan gebenin bakımında ebe ve hemşirenin rolü
The role of midwife and nurse in pregnancy care with addison's disease
Hülya Türkmen, Sibel Karaca Sivrikaya
doi: 10.5222/HEAD.2018.177  Sayfalar 177 - 180
Addison Hastalığı sürrenal bezlerin destrüksiyonu ile giden kronik bir hastalıktır. Adrenal hastalıklar gebelikte maternal ve fetal ciddi morbidite ve mortalite nedeni olabilmeleri nedeniyle önemlidir. Addison hastalığına tanı koymak gebelikte zordur çünkü bu hastalıktaki semptomlar gebeliğin fizyolojik belirtileri ile büyük oranda benzemektedir bu nedenle tanı konması gecikebilir. Ayırıcı tanı ile hastalığın saptanması fetal ve maternal riskler açısından önemlidir. Addison hastalığı olan gebelerin fetüslerinde adrenal yetmezlik, erken doğum, abortus, düşük doğum ağırlığı ve intauterin gelişme geriliği riski mevcuttur. Yaşanan stresli durumlar, addison hastalığının ilerlemesi, enfeksiyon hastalığı, aşırı kusma ve akut hipotansiyon nedeniyle addison krizi gelişebilmektedir. Bu nedenle yaşanan bu durumlarda addison krizi gelişimini engellemek için tedavi rejimindeki değişikliklerin yanı sıra bu durumların görülmesini engelleyici ebelik ve hemşirelik bakımı göz ardı edilmemelidir. Sonuç olarak, gebelikte addison hastalığı yaygın görülmemesine rağmen taşıdığı risk açısından büyük sorunlara yol açabileceği için bu derleme gebelere verilecek olan bakımda ebe ve hemşirelere rehber olabilmek amacıyla yazılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Addison hastalığı; gebelik; ebelik; hemşirelik.
Addison’s Disease is a chronic disease that occurs with destruction of surrenal glands. Adrenal diseases are critical in the sense that they may cause serious maternal morbidity and mortality during pregnancy. Diagnosis of Addison's disease is difficult in pregnancy because its symptoms are very much similar to physiological signs of pregnancy; which may retard the diagnosis. Besides, detection of the disease with diagnosis is crucial in fetal and maternal risks. Fetuses of pregnant women with Addison’s Disease may face the risk of adrenal insufficiency, preterm birth, abortion, low birth weight and intrauterine growth retardation. Addison’s Disease crisis may occur due to stressful situations, progression of Addison’s Disease, infectious diseases, excessive vomiting and acute hypotension. Therefore; increasing treatment doses as well as midwifery and nursing care that will prevent these conditions should not be ignored in order to prevent development of Addison’s Disease. As a result; although addison disease in pregnancy is not widespread; it may lead to critical problems due to its high risk and therefore this review was done in order to guide midwives and nurses while giving care to the pregnant women.
Key Words: Addison’s disease; pregnancy; midwifery; nursing.

13.
Hemşirelik Uygulamaları Üzerinde Kontrol Kavramı
The Concept of Control Over Nursing Practice
Öznur İspir, Sergül Duygulu
doi: 10.5222/HEAD.2018.181  Sayfalar 181 - 185
Profesyonel bir çalışma ortamının önemli bileşenleri arasında yer alan hemşirelik uygulamaları üzerinde kontrol kurumun servis düzeyinde çalışan istihdamını ve çalışma ortamını etkileme, hemşirelik uygulamalarını organize etme ve değerlendirmede algılanan özgürlük, hasta bakımı ile ilgili bağımsız ve birbirine bağımlı kararlar alabilme becerisi/yeteneği ve bu kararların sonuçlarından sorumlu olma olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle, hemşirelerden güvenli ve maliyet etkin biçimde, bir meslek olarak sağlık bakım uygulamaları üzerinde kontrole sahip olmaları beklenmektedir. Bu derlemede, hemşirelik uygulamaları üzerinde kontrol (örgütsel özerklik) kavramının mevcut araştırma sonuçları doğrultusunda irdelenmesi ve hemşirelerin uygulamalar üzerindeki kontrolünün geliştirilmesi için bazı uygulamaların ele alınması amaçlanmıştır.
Control over nursing practices, one of the significant components of a professional work environment, is defined as affecting the employment and work environment at the service level of the institution, perceived freedom for organizing and evaluating nursing practices, the ability to make independent and interdependent decisions about patient care and accountability for the results of such decisions. Therefore, nurses are expected to have control over their healthcare service practices in a professional, safe and cost-effective way. This study scrutinizes the concept of control over nursing practices, which is frequently confused with other concepts in the literature, reviewing the previous studies and making suggestions to improve this control.

14.
Tonsil Kanseri Tanısı Alan Hastanın Hemşirelik Bakımı: Olgu Sunumu
Nursing Care in patient’s with Tonsil Cancer diagnosis: A Case Report
Filiz Dilek, Deniz Ezgi Bitek, Özgül Erol
doi: 10.5222/HEAD.2018.186  Sayfalar 186 - 191
Baş boyun bölgesi kanserleri arasında yer alan tonsil kanseri dünya popülasyonunda farklı yaygınlıkta olmakla birlikte görülme sıklığı artmaktadır. Hastalığın erken semptomları genellikle asemptomatik olduğundan çoğunlukla bölgesel metastaz olduğunda teşhis edilmektedir. Tonsil kanserinin erken evrede tanılanması, tedavi ve bireyin yaşam kalitesinin arttırılması bakımından önemlidir. 62 yaşındaki erkek hasta T4N3 son dönem kanser hastasıdır ve ağrı şikâyeti ile bir eğitim ve araştırma hastanesine yatış için başvurmuştur. Olgu 1982 de Gordon tarafından geliştirilmiş ‘’Fonksiyonel Sağlık Örüntüleri (FSÖ)’’ modeli ile değerlendirilerek, hemşirelik girişimleri planlanmıştır.
Tonsil cancer, one of the head and neck cancers is getting more prevalent although it has different prevalence rates among the world population. The disease can mostly be diagnosed with local metastasis as early symptomps of the disease are often asymptomatic. Diagnosis of tonsil cancer at early stage is important for treatment and enhancement of the patient’s life quality. The 62 year old male patient is a T4N3 end-stage patient and has applied to a training and research hospital with ache complaint. Gordon's "Functional Health Patterns " model was used in order to plan nursing attempts.

15.
Menstrual Hijyen ve Görme Engelliler
Menstrual Hygiene and Visually İmpaired
Tuğba Dündar, Sevgi Özsoy
doi: 10.5222/HEAD.2018.192  Sayfalar 192 - 194
Menstruasyon, engeli olsun olmasın tüm kadınların hayatlarının yaklaşık 30-40 senelik bir parçasıdır. Bu dönemde yapılan hatalı uygulamalar, kadınların sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle menstruasyon döneminin sağlıklı yönetimi kadın sağlığı açısından oldukça önemlidir. Kadınların menstruasyon ile ilgili bilgilerinin yetersiz olması, bu dönemi yönetmek için uygun malzeme/materyallere sahip olmamaları üreme sağlıkları üzerinde negatif etkiye sahiptir. Toplumun hem engellilere hem de menstruasyona karşı olan olumsuz tavır ve ön yargıları da menstruasyon yönetimini zorlaştırmaktadır. Görme engeli, menstruasyon dönemini sağlıklı yönetmeyi zorlaştırabilir. Literatürde görme engellilerin menstruasyon dönemini nasıl yönettikleri ile ilgili çok fazla araştırmaya rastlanamamıştır. Görme engellilerin menstrual hijyeni sağlama konusunda yaşadıkları sorunların bilinmesi çözüm üretebilmek için gereklidir. Bu derleme menstrual hijyen yönetiminin önemi ve görme engelli kadınların menstrual hijyen yönetimine dikkati çekmek, mevcut durumu ortaya koymak amacı ile yazılmıştır.
Menstruation is about 30-40 years of all women’s lives whether they are disabled or not. During this period make the incorrect practices has a negative impact on the health of women. Therefore, healthy management of menstruation period is rather important in terms of women's health. The lack of appropriate materials to manage this period and inadequate knowledge of menstruation of women have negative effect on reproductive health. The negative attitudes and preconceptions of society against both disability and menstruation also make menstruation management difficult. Visually impaired, can be difficult to manage in a healthy way of menstruation. Visually impaired women's related to how manage the period of menstruation didn't exist much research in the literatüre. Knowing the problems that visually impaired people are experiencing in providing menstrual hygiene is necessary to be able to produce solutions. This review with the aim to reveal the current situation of visually impaired women in menstrual hygiene management has been written.

16.
Sağlığı geliştirme modeline göre verilen eğitimin Türkiye'deki hemşirelik araştırmalarında kullanımı
The use of education provided based on the health promotion model in nursing studies in Turkey
Ayla Kaya, Şerife Tutar Güven, Ayşegül İşler Dalgıç
doi: 10.5222/HEAD.2018.195  Sayfalar 195 - 201
Bu tanımlayıcı çalışmada, sağlığı geliştirme modeline göre verilen eğitimin Türkiye'de yürütülmüş hemşirelik araştırmalarında kullanım durumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Veriler, google akademik, Türk Medline, Yüksek Öğrenim Kurumu Ulusal Tez Merkezi ve Pubmed veri tabanı taranarak elde edilmiştir. Yayına dönüştürülmüş tez çalışmaları lisansüstü tez çalışmaları içerisinde ele alınmıştır. Araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan, Türkiye'de uygulaması yapılmış 2010-2016 yılları arasında sağlığı geliştirme modeli temel alınarak eğitim verilen 16 doktora tez çalışması belirlenmiştir. Sonuç olarak, ülkemizde sağlığı geliştirme modeline göre verilen eğitimin sadece doktora tezlerinde kullanıldığı görülmüştür. Bireyin sağlık davranışlarının geliştirilmesi hemşirelerin özgün görevidir. Sağlığı geliştirme modeli, bireyin özgeçmişini, kendisine yönelik algısını değerlendirir ve bireye bütüncül bir yaklaşım sunmada yol göstericidir. Bireyin sağlığına verdiği önemi bilmek, hemşirelik girişimlerinin planlanması ve uygulanması açısından önemlidir. Dolayısıyla, sağlığı geliştirme modeli, hemşirelerin bireyi bütüncül ele alması ve eğitim rollerini yerine getirmesinde rehber olma niteliği taşıyan bir modeldir. Bu nedenle ülkemizde eğitim temelli hemşirelik araştırmalarında sağlığı geliştirme modeli kullanımının artırılması önerilmektedir.
This descriptive study aims to determine the use of education, provided based on the health promotion model developed in Turkey in nursing studies. The data were collected from the databases of Google Academic, Turkish Medline, the National Thesis Center of the Council of Higher Education and PubMed. Studies with articles were mentioned as thesis studies. 16 doctoral thesis studies were conducted, based on the health promotion model, between 2010 and 2016, which were applied in Turkey and meet the criteria for inclusion in the study. As a result, education provided based on health promotion model was only used in doctoral theses our country. The development of the individual's health behavior is the unique task of the nurse. Health promotion model evaluates the individual's perception of resume and the individual leads the way in providing holistic care. It is important in nursing planning and practice that know the importance to the health of the individual. Because of health promotion model is guide for a holistic view of nurses and educational role. For this reason, it is recommended that education provided based on health promotion model be more frequently used in nursing studies.



 
Copyright © 2013
Bu sitenin tüm hakları Koç Üniversitesi Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Dergisine aittir.