HEAD: 16 (1)
Cilt: 16  Sayı: 1 - 2019
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Kapak
Cover

Sayfa I

2.
İçindekiler
Contents

Sayfa II

3.
Editörün kaleminden
Editorial

Sayfa III

4.
VKV
VKV

Sayfa IV

ARAŞTIRMA MAKALESI
5.
Ameliyathane Hemşirelerinde Kas-İskelet Sistemi Ağrılarının İncelenmesi
Determination of Musculoskeletal System Pain in Operating Room Nurses
Didem Kandemir, Ahmet Karaman, Gülay Altun Uğraş, Seher Deniz Öztekin
doi: 10.5222/HEAD.2019.001  Sayfalar 1 - 7
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırmanın amacı ameliyathane hemşirelerinin deneyimlediği kas iskelet sistemi ağrılarını belirlemektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Tanımlayıcı tipte yapılan araştırma, Haziran-Ekim 2015 tarihleri arasında 162 hemşire ile gerçekleştirildi. Veriler, bireysel özellikler formu ile Genişletilmiş Nordic Kas İskelet Anketi kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler (frekans, ortalama ve standart sapma), Ki-kare ve Mann Whitney U testleri kullanıldı.
BULGULAR: Çalışmaya katılan ameliyathane hemşirelerinde görülen kas iskelet sistemi ağrılarının %56.8’inin sırt, %51.9’unun bel ve %49.4’ünün boyun bölgesinde olduğu; bunları sırasıyla omuz (%43.2), ayak/ ayak bileği (%38.3) ve diz (%31.5) bölgelerinin izlediği görüldü. Ameliyathane hemşirelerinin %88’inin son bir yılda, %79.3’ünün son bir ayda ve %57.6’sının son bir haftada en sık yaşadığı ağrının sırt ağrısı olduğu saptandı. Ameliyathanede yaş ortalaması düşük ve haftalık çalışma süresi yüksek olan hemşirelerde kas iskelet sistemi ağrılarının daha fazla görüldüğü belirlendi (p<0.01).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Ameliyathane hemşirelerinde en fazla görülen kas iskelet sistemi ağrılarının sıklıkla sırt, bel ve boyun bölgelerinde olduğu belirlendi. Bu doğrultuda; çalışan sağlığının korunması ve geliştirmesi için hastanelerde işyeri sağlık birimlerinin kurulması, sağlık çalışanlarına kas iskelet sistemi ağrılarını önlemeye yönelik eğitim verilmesi, hemşirelerin haftalık çalışma saatlerinin düzenlenmesi önerilebilir.
INTRODUCTION: The aim of this study is to determine musculoskeletal pain experienced by operating room nurses.
METHODS: The study was conducted in descriptive type between June-October 2015 on 162 nurses. Data was gathered using Extended Nordic Musculoskeletal Survey and individual characteristics form. Descriptive statistics, Ki-kare and Mann Whitney-U tests were used in the data analysis.
RESULTS: It was determined that musculoskeletal system pain in the operating room nurses participating in the study was 56.8% in back, 51.9% in low back and 49.4% in neck region. It was seen that the shoulder (43.2%), foot/ ankle (38.3%) and knee (31.5%) regions were followed respectively. It was found that 88% of the operating room nurses had back pain in the last one year, 79.3% in the last month and 57.6% in the last week. Musculoskeletal system pain was more frequent in nurses with low age average and high weekly working hours in the operating room (p<0.01).
DISCUSSION AND CONCLUSION: The frequently musculoskeletal pain in the operating room nurses was found in back, low back and neck regions respectively. Thus, it is suggested to establish workplace health units in order to protect and develop occupational health of the employees, to provide training to health care employees about prevention of the musculoskeletal pain and to organize weekly working hours of nurses.

6.
Hastaneden Eve Uzanan Yolda CABG Hastalarının Bakım Gereksinimleri ve Bakım Bağımlılığı
The Care Needs and Care Dependency of Coronary Artery Bypass Graft (CABG) Patients After Hospital Discharge
Aydanur Aydin, Ayla Gürsoy
doi: 10.5222/HEAD.2019.008  Sayfalar 8 - 14
GİRİŞ ve AMAÇ: KABG ameliyatı geçiren bireylerin taburculuk sonrası erken dönem bakım gereksinimlerini ve bakım bağımlılıklarını belirlemek amacıyla yürütüldü.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde olan araştırma örneklemini KABG ameliyatı olan 107 hasta oluşturdu. Araştırma verileri araştırmacılar tarafından geliştirilen soru formu ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde; SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 20.0 programında Mann Whitney U, Kruskall Wallis Varyans Analizi, tek yönlü varyans analizi, Kolmogorov-smirnov testi, korelasyon ve bağımsız gruplarda iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi kullanıldı.
BULGULAR: Evde yaşanan sağlık sorunlarının görülme sıklıklarının; uyku, ağrı, solunum sistemi, gastrointestinal sistem ve aktiviteye ilişkin sorunlar şeklinde sıralandığı belirlendi. Uyuyamama, göğüs ağrısı, öksürük, kabızlık ve uyku sırasında yatak içi pozisyonun korunamamasının hastaların evde en çok bakım gereksinimi duydukları sorunlar olduğu bulundu. Kadın olmanın, evde bakım gerektiren sağlık sorunu sayısı (p<.0001) ve bağımlılık için (p=.01) önemli bir değişken olduğu bulundu. Gastrointestinal sisteme ilişkin sorun yaşayanların diğer sistemlere ilişkin sorun yaşayanlara göre daha bağımlı oldukları belirlendi (p=.0001). Hastaların evde bakım gerektiren sorunları arttıkça bağımlılıklarının da arttığı (p=.009) saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışma sonuçları KABG sonrası hastaların taburculuk eğitimlerinin ve evde bakım hizmetlerinin planlanmasında yol gösterici olabilir.
INTRODUCTION: The study was undertaken to determine patients' care needs and levels of dependence during the first month after CABG surgery.
METHODS: The sample of this descriptive and correlational designed study was composed of 107 patients who had undergone CABG surgery. The data were collected using a questionnaire form developed by the researcher. The Mann-Whitney U test, Kruskal-Wallis and One-Way Analysis of Variance, the Kolmogorov-Smirnov test, Correlation Analysis and the t test were used as statistical analysis.
RESULTS: The health problems encountered by patients upon returning home after CABG were sleep disorders, pain, respiratory issues, and gastrointestinal system and activity-related problems. Patients needed the most care with sleep problems, chest pain, cough, constipation and an inability to maintain their sleeping position. Being female was an important variable in terms of the number of health problems that required home care (p<.0001) and care dependency (p=.01). Patients with gastrointestinal problems needed more help than patients with the other common post-CABG problems (p=.0001). We determined that as the problems of patients that required home care increased, so did their dependency (p=.009).
DISCUSSION AND CONCLUSION: The study results can contribute to improving the post-hospital discharge training and home care services of patients after CABG.

7.
Disiplinlerarası Eğitim Algısı Ölçeğinin (DEAÖ) Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması
Interdisciplinary Education Perception Scale: Validity and Reliability Studies
Füsun Terzioğlu, Demet Aktaş, Nurcan Ertuğ, Handan Boztepe
doi: 10.5222/HEAD.2019.015  Sayfalar 15 - 20
GİRİŞ ve AMAÇ: Disiplinlerarası Eğitim Algısı Ölçeği (DEAÖ) Türkçe versiyonunun geçerlik ve güvenilirliğini değerlendirmektir.
Tasarı. Metedolojik çalışma.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Ölçek, farklı meslek grupları ile çalışan sağlık çalışanları ve öğrencilerinin, disiplinlerarası eğitime ilişkin algılarını belirlemek amacıyla Ankara’da bir üniversitenin beş farklı sağlık disiplininden toplam 215 öğrenciye uygulanmıştır. Ölçek geçerlik ve güvenirliği açıklayıcı faktör analizi, iç tutarlık katsayısı (∝) ve sınıf içi korelasyon katsayısı kullanılarak analiz edilmiştir.
BULGULAR: Faktör analizi sonucunda; 17 maddeli ve 3 faktörlü ölçeğe ulaşılmıştır. Ölçeğin Cronbach alpha (∝) katsayısı 0.926 olarak bulunmuştur ve ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu saptanmıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışma sonuçlarımız, DEAÖ Türkçe versiyonunun geçerli ve güvenilir bir araç olduğunu göstermektedir.
Klinik uygulamaya katkısı: DEAÖ Türkçe versiyonu farklı meslek grupları ile çalışan sağlık bakım öğrencilerinin disiplinlerarası eğitime ilişkin algılarını ölçmede kullanılabilir.


INTRODUCTION: To adapt and evaluate the validity and reliability of the Turkish version of the Interdisciplinary Education Perception Scale (IEPS-TR).
Design. A methodological study.
METHODS: The scale was carried to determine the perceptions of interdisciplinary education of health professionals and students working with different occupational groups. The population of the study is a total of 215 university students from five different health undergraduate program of a university in Ankara. The validity of the scale and reliability of the scale were assessed using Exploratory Factor Analysis (EFA), Cronbach alpha (α) coefficient and Intraclass Correlation Coefficient.
RESULTS: As a result of the factor analysis;17-item and 3-factor scale was achieved. The Cronbach alpha (α) coefficient of the scale was found to be 0.926, and it was found that the scale was valid and reliable.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Our study results show that the Turkish version of the IEPS is a valid and reliable instrument.
Relevance to clinical practice. The IEPS-TR can be used in measuring interdisciplinary perceptions of health care workers working with different occupational groups.



8.
İnfertilite Tedavisi Sırasında Kadınların Algıladıkları Bakım Davranışları Ve Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi
Determination of the Caring Behaviors and Affecting Factors Women Perceived During Infertility Treatment
Nisa Gülpınar, Sibel Başkaya, Ziya Yeşilbudak, İlkay Boz
doi: 10.5222/HEAD.2019.021  Sayfalar 21 - 26
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırma, infertilite tedavisi gören kadınların algıladıkları bakım davranışlarını ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Tanımlayıcı tipte yürütülen araştırma infertilite tedavisi gören 240 kadın ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, sosyodemografik ve infertiliteye ait sorular içeren 13 soruluk kişisel formu ve Bakım Davranışları Ölçeği-24 ile yüz yüze görüşme yoluyla toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, t testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon testleri kullanılmıştır.
BULGULAR: Araştırmaya katılan kadınların Bakım Davranışları Ölçeği puanı ortalamasının 4.45±1.26 olduğu ve bakım davranışlarını ortalamanın üstünde algıladıkları saptanmıştır. Ölçeğin alt boyutlarından alınan puanlar incelendiğinde ise güvence alt boyutu ortalaması 4.49±1.33, bilgi ve beceri alt boyutu ortalaması 4.89±1.25, saygılı olma alt boyutu ortalaması 4.17±1.36 ve bağlılık alt boyutu ortalaması 4.26±1.34 puan olarak saptanmıştır. Kadınların en yüksek bakım davranışı algıları bilgi ve beceri ve en düşük bakım davranışı algıları ise saygılı olma boyutunda bulunmuştur. Bakım Davranışları Ölçeği toplam puanı ile evlilik, infertilite tanı ve tedavi süresi arasında istatistiksel olarak anlamlı ters bir ilişki olduğu (p=0.000), bu süreler arttıkça bakım davranışlarının olumsuz algılandığı görülmüştür.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Türkiye’de ilk defa infertilite tedavisi gören kadınların algıladıkları bakım davranışları değerlendirilmiş, sonuçta kadınların bakım davranışı algısı ortalamanın üzerinde ancak iyileştirilmesi gerektiği saptanmıştır.
INTRODUCTION: This study was conducted to determine the care behaviors and affecting factors perceived by women during infertility treatment.
METHODS: The descriptive study was conducted with 240 women during infertility treatment. The data were collected through a face-to-face interview with the Caring Behaviors Inventory-24 with a 13-questions personal identification form. Number, percentage, t test, one way variance analysis and correlation tests were used in the analysis of the data.
RESULTS: The average score of the Caring Behaviors Inventory was 4.45±1.26 and they perceived the caring behaviors above the average. The mean of the assurance subscale was 4.49±1.33, the mean of knowledge and skill subscale was 4.89±1.25, the mean of respectful subscale was 4.17±1.36 and the mean of connectedness subscale was 4.26±1.34. The highest caring behaviors were found to be perceived knowledge and skills and the lowest were respectful. There was a statistically significant opposite correlation between marital status, infertility diagnosis and treatment duration (p = 0.000), and caring behaviors were negatively perceived as these durations increased.
DISCUSSION AND CONCLUSION: For the first time in Turkey, caring behaviors were evaluated during infertility treatment and it was determined that the perception of caring behaviors is on average, but need improvement.

9.
Üniversite Öğrencileri İçin Obezite Önleme Programı: Randomize Kontrollü Çalışma Protokolü
Obesity Intervention Program for University Students: A Randomized Controlled Trial Protocol
Tuba Özaydın, Belgin Akın
doi: 10.5222/HEAD.2019.027  Sayfalar 27 - 32
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı; obezite yönünden risk grubunda bulunan üniversite öğrencilerinde obezite riskini azaltmaya yönelik sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteyi içeren eğitim/uygulamalardan ve sosyal medya aracılığıyla gönderilen motivasyonel mesajlardan oluşan koruyucu hemşirelik girişimlerinin obezite riskini azaltma üzerine etkisini belirlemektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Müdahale ve kontrol grubu olarak iki paralel kolu bulunan çalışma üniversite öğrencileri ile Randomize Kontrollü Bir Araştırma şeklinde yürütülmüştür. Araştırmaya obezite riski bulunan 70 üniversite öğrencisi alınmıştır. Müdahale ve kontrol grubu randomize olarak seçilmiş ve atanmıştır. Deney grubuna yönelik beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite uygulamaları ve sosyal medya aracılığıyla gönderilen motivasyonel mesajlarla ilgili uygulamalar 11 hafta sürmüştür. Birincil sonuç çıktıları; Beslenme-Egzersiz Tutum Puanı, Beslenme-Egzersiz Davranış Puanı ve Egzersiz Yarar Engel Puanıdır. İkincil sonuç çıktıları; Beden kütle indeksi, Bel/Kalça Oranı ve Vücut yağ yüzdesidir. Veriler deney ve kontrol grubunda kimlerin olduğunu bilmeyen yardımcı araştırmacı tarafından toplanmıştır. Deney ve kontrol grubu belirtilmeden bilgisayara kayıt edilen verilerin analizi bir istatistik uzmanı tarafından yapılmıştır. Bu şekilde veri toplayıcılar, istatistiksel analizler ve rapor yazımı yönünden körleme sağlanmıştır. Veriler SPSS paket programı ile hesaplanmıştır.
BULGULAR: -
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışma üniversite öğrencilerinde obezite riskini azaltmak için yapılacak olan çalışmalara örnek olması ve kanıt sağlaması yönünden önem taşımaktadır.
INTRODUCTION: The purpose of this study was to determine the effect of protective nursing interventions, such as education, practices including healthy nutrition and physical activity for reducing obesity risk and motivational messages that are sent via social media on the reduction of obesity risk at risk university students.
METHODS: This randomized controlled study, which has two parallel sections, was conducted with 70 university students who were in the obesity risk group. Experimental and control groups were randomly selected and assigned. Interventions regarding nutrition habits, physical activity practices, and motivational social media messages lasted for 11 weeks. The primary outcome measures were: nutrition–exercise attitude, nutrition–exercise behavior, and exercise benefit/obstacle score. The secondary outcome measures were: body mass index, waist/hip ratio, and body fat percentage. Data were collected by the assistant investigator, who did not know who was in the experimental and control groups. This study ensured blinding in terms of data collectors, statistical analyses, and reporting. The data were analyzed using the SPSS package.
RESULTS: -
DISCUSSION AND CONCLUSION: This study is important as an example and in providing evidence for further studies to be conducted to reduce obesity risk.

10.
Hemşirelerin El Yıkama Alışkanlıklarına İlişkin Görüşleri ve El Hijyeni Uyum Oranlarının Değerlendirilmesi
Evaluation of Nurses’ Views about Hand Washing Habits and Hand Hygiene Compliance Rates
Mete Kağan Karaoğlu, Semiha Akın
doi: 10.5222/HEAD.2019.033  Sayfalar 33 - 40
GİRİŞ ve AMAÇ: Araştırma hemşirelerin el yıkama alışkanlıklarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi ve çalıştıkları ünitede sergilenen el yıkama davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirildi. Tanımlayıcı ve gözlemsel özellikte bir araştırmadır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Örneklemi oluşturan hemşirelerin (N=63) el yıkama alışkanlıkları ve görüşleri anket formuyla sorgulandı. Hemşirelerin el hijyeni uygulamalarını belirlemek amacıyla el yıkama endikasyonları ve bu el yıkama endikasyonlarında el yıkama durumları habersiz olarak El Yıkama Gözlem Aracı kullanılarak gözlendi.
BULGULAR: Hemşireler hasta bakımı sırasında karşılaşılabilen durumlarda ellerini sık yıkadıklarını ("sık sık" veya "her zaman") bildirdi. El yıkama gerektiren toplam 703 durum gözlendi. Hemşirelerin el yıkama davranışlarına ilişkin öz-bildirimlerinin aksine, el hijyeni uyum oranları %0 ile 2.3 arasında bulundu. El yıkama gerektiren durumlarda su-sabun (%54.7) ve alkollü dezenfektan (%45.3) kullanıldı. El yıkama davranışlarının el yıkama tekniğinin %97.8’inde uygun olmadığı/kısmen uygun olduğu, sadece %2.2’sinde ise uygun olduğu gözlendi. El yıkayanların %21’i ellerini 5 saniyeden daha kısa sürede yıkadığı, %73.2’si 5-15 saniye süreyle, %5.8’i ise 15 saniyeden daha uzun sürede yıkadığı gözlendi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmada hemşirelerin el yıkama alışkanlıklarının genel olarak iyi olarak bildirdiği ancak gözlem sonucu el hijyeni uyum oranlarının son derece düşük olduğu düşük olduğu dikkat çekmektedir. Sonuçlar hemşirelerin doğru el yıkama tekniği ve el yıkama konusundaki tutumların geliştirilmesine ve el hijyeni konusunda eğitilmesine gereksinim olduğunu göstermektedir.
INTRODUCTION: The study was conducted to identify the nurses' opinions about their hand washing attitudes and to assess their hand hygiene practices during routine care. It is a descriptive and observational research.
METHODS: The nurses (N=63) were asked about their views about hand hygiene habits. Nurses' hand hygiene compliance and hand washing behaviors were observed. Nurses were not aware that their hand washing behaviors were observed. Hand washing behaviors were assessed using the Hand-washing Observation Tool.
RESULTS: Nurses reported to wash their hands frequently ("often" or "always") during the routine patient care in the hospital setting. Researchers observed a total of 703 hand-washing indications. Unlike the nurses' self-reports on hand washing behaviors, hand hygiene compliance rates ranged from 0 to 2.3%. Hand washings were performed using water-soap (54.7%) and alcohol disinfectant (45.3%). Hand washing behaviors mostly were not performed using proper techniques or performed partly proper techniques (97.8%). Only 2.2% of cases washed their hands using proper technique. Nurses (21%) washed their hands for less than 5 seconds, 73.2% for 5-15 seconds, and 5.8% for more than 15 seconds.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Self-reported hand washing habits of the nurses were good, in general. However, the observations showed that hand hygiene compliance rates among nurses were extremely poor. The results revealed there is a need for improving the nurses' attitudes for hand washing and proper hand washing technique, and developing education about hand hygiene.

DERLEME
11.
Abdominoplastide Hemşirelik Bakımı
Nursing Care in Abdominoplasty
Zühal Erdoğan, Hülya Bulut
doi: 10.5222/HEAD.2019.041  Sayfalar 41 - 47
Abdominoplasti, karın ön duvarındaki fazla deri ve yağın rezekte edilerek, gerektiğinde zayıflamış ve birbirinden ayrılmış kasların onarılıp eski durumuna getirilmesidir. Daha düz, sağlam ve sağlıklı bir abdominal görünüm sağlamak amacıyla günümüzde yaygın olarak uygulanan abdominoplasti majör cerrahi girişimlerden biridir. Bu cerrahi girişim ile aşırı kilo verme ve çoklu gebeliklere bağlı oluşan gevşeme ve sarkma problemleri düzeltilirken, hastaların beden imgesi ve yaşam kalitesi de iyileşmektedir. Ameliyat öncesi ve sonrası dönemde hastanın fiziksel ve psikososyal olarak değerlendirilmesi, uygun hemşirelik bakımı için son derece önemlidir. Abdominoplasti sonrası hemşirelik bakımında pozisyon verme, korse kullanımı, ağrının yönetimi, solunum sistemi fonksiyonlarının sürdürülmesi, beslenme, hareket aktivitesi ve yara bakımı konuları özellik göstermektedir. Bu derleme makalede amaç, hemşirelere abdominoplasti uygulanan hastanın bakımının planlanmasında bir kaynak oluşturmaktır.
Abdominoplasty is repair of weakened and separated muscles when necessary, by resecting the excess skin and fat in the anterior abdominal wall. Abdominoplasty is one of the major surgical procedures commonly performed today to provide a smoother, flatter and healthier abdominal appearance. This surgical procedure improves patient's body image and quality of life while reviving loosening and sagging problems due to excessive weight loss and multiple pregnancies. Physical and psychosocial evaluation of the patient before and after the operation is extremely important for proper nursing care. In post abdominoplasty nursing care, positioning, using corset, pain management, maintenance of respiratory system functions, nutrition, movement activity, and wound care are significant issues. The purpose of this review article is to provide a resource for nurses to plan a care of patients who have undergone abdominoplasty.

12.
Delfi uzlaşı tekniğinin hemşirelikte kullanımı
The usage of Delphi consensus technique in nursing
Seher Yurt, Hasibe Kadıoğlu
doi: 10.5222/HEAD.2019.048  Sayfalar 48 - 53
Delfi bir karar verme ve uzlaşma tekniğidir. Delfi tekniği, bir sorunun çözümü için uzman kişilerin yüz yüze görüşmeler ve bir arada tartışmalar yapmadan bir konu hakkında karar vermelerine ve uzlaşmalarına imkân sağlayan bir tekniktir. Bu tekniğin aşamaları; bir araştırma grubunun oluşturulması, çalışmanın yürütüleceği bir uzman grubunun seçilmesi, uzmanlara yönelik yapılandırılmış bir seri anketlerin uygulanması, anketlerin uygun yöntemlerle değerlendirilmesi, uzmanlara geribildirim yapılması ve uzlaşı sağlanan durumun raporlandırılmasından oluşmaktadır. Delfi tekniği hemşirelikle ilgili uygulama, araştırma, görüş alma, protokol oluşturma, ürün geliştirme, eğilimleri değerlendirme gibi pek çok alanda kullanılabilir. Bu derlemenin amacı; Delfi tekniğinin kullanım alanı ve amacı hakkında genel bilgi vermek ve ülkemizde delfi tekniğini kullanarak yapılacak araştırmalara kaynak oluşturmaktır.
Anahtar Kelimeler: Delfi Tekniği; uzlaşı yöntemi, hemşirelik
Delphi is a decision-making and a consensus technique. It is a technique that allows the experts to make a decision and reconcile without face-to-face meetings and debates to be held together. The stages of this technique are creating a research group, choosing an expert group to conduct the study, conducting a series of structured questionnaires made for experts, evaluating the questionnaires with appropriate methods, giving feedback to the experts and reporting the reconciled result. The delphi technique can be used in many places such as application, research, obtaining views, forming a protocol, developing product and evaluating inclinations. The aim of this review is to give general information about the area of usage and aim of the delphi technique along with creating a source for the studies to be made in our country that will use the delphi technique.

Keywords: Delphi Techniques; consensus method; nursing

13.
Hemşirelerin Gözünden Fiziksel İstismar: İpucu Bulguları Nasıl Tanırız?
View of Nurses Physical Abuse: How Do We Know Clue Findings?
Zeynep Erkut, Duygu Gözen
doi: 10.5222/HEAD.2019.054  Sayfalar 54 - 59
Çocuğa karşı kasıtlı kullanılan fiziksel güç nedeniyle, çocuğun beden, ruh sağlığı, yaşamı, biyopsikososyal gelişimi veya onuruna zarar verilmesi ya da potansiyel olarak zarar verecek durumların ortaya çıkması istismar olarak tanımlanmaktadır. İstismar sınıflandırması doğrultusunda ‘fiziksel istismar’ en sık rastlanan ve tanılanması diğerlerinden daha kolay olan istismar çeşididir. Çoğunlukla ekimoz, ısırık izleri, kırıklar, yanıklar, iç organ yaralanmaları, kafa travması, retinal kanamalar gibi fiziksel bulgular ile ortaya çıkmaktadır. Ciddi mortalite ve morbidite oranları nedeniyle fiziksel istismarın erken dönemde tespit edilmesi ve tanı konulması oldukça önemlidir. Bu nedenle gerek çocuk sağlığı izlemlerinde gerekse hastane ortamında tanı, tedavi ve rehabilitasyon sürecinde çocuğu ve aileyi daha uzun süre gözlemleme imkanı olan hemşirelerin fiziksel istismar açısından ipucu olabilecek bulguları nasıl tanıyacaklarını bilmeleri önemlidir. Bu bilgiler ışığında hazırlanan literatür derlemesinin amacı; fiziksel istismarı tanımada sıklıkla çocuğu yakından izleyebilme fırsatı olan hemşirelerin çocukları değerlendirirken hangi bulguların fiziksel istismar için ipucu bulgular olduğu ile ilişkili bilgi vermek ve fiziksel istismarın erken dönemde belirlenebilmesine katkıda bulunmaktır.
It is defined as abuse that damage to the body, mental health, life, biopsychosocial development or dignity of the child or the emergence of potentially harmful situation due to intentional physical force against the child. ‘Physical abuse’ is form of abuse that is the most common and easier to diagnose than others in line with the classification abuse. Mostly it apperances with physical findings as ecchymosis, bite marks, fractures, burns, internal organ injuries, head trauma, retinal hemorrhages. Early detection and diagnosis of physical abuse is very important due to serious mortality and morbidity rates. Therefore it is important that know how to recognize the findings of physical abuse as a clue of nurses who have the possibility of observing the child and the family for a longer period of time for the diagnosis, treatment and rehabilitation process in the hospital setting. The purpose of the literature review prepared in the light of this information to provide information related to which findings are finding clues to physical abuse while nurses who have the opportunity to closely monitor the child in the definition of physical abuse closely evaluate the children and contributing to the early identification of physical abuse.

14.
Toplum Sağlığını Arttırmada Yeni Bir Hizmet Modeli: Prekonsepsiyonel Bakım ve Hemşirenin Rolü
A New Service Model To Increase Community Health: Preconceptional Care And The Nurse's Role
Ahu Aksoy, Duygu Vefikuluçay Yılmaz
doi: 10.5222/HEAD.2019.060  Sayfalar 60 - 67
1980li yıllarda geliştirilen prekonsepsiyonel bakım çocuk sahibi olmadan önce bireylerin sağlığını korumayı ve doğum sonuçlarını geliştirmeyi amaçlayan koruyucu bir sağlık hizmetidir. Prekonsepsiyonel bakımın başlıca hedefi, gebelikte gelişebilecek anormal durumları erken dönemde tanılamak, acil ve uygun girişimleri başlatmaktır. Kısaca birincil korumayla anne ve çocuk sağlığını bozacak bireysel, çevresel faktörleri ve davranışları azaltarak ölüm ve sakatlıkları önlemektir. Toplum sağlığını arttırmayı amaçlayan bu hizmetten sadece belirli bir grubun değil, tüm kadınların ve erkeklerin yaşam boyu yararlanması uygun görülmektedir. Bu bağlamda ülkemizde kullanım oranı istendik düzeyde olmayan prekonsepsiyonel bakımın bireylere verilmesi konusunda en büyük rol ve sorumluluklar hemşirelere düşmektedir. Bu rol ve sorumluluklar dahilinde hemşirelerin prekonsepsiyonel bakım ile ilgili bilgilerini sürekli güncellemelerine ve bakım alan bireylere etkin danışmanlık hizmeti vermelerine büyük ölçüde gereksinim duyulmaktadır. Böylece verilen nitelikli bakım ve danışmanlık sayesinde toplumda farkındalık oluşacak ve hizmetin kullanım oranı artacaktır. Bu makalede toplumumuza verilen bakım konusunda büyük bir boşluk oluşturan prekonsepsiyonel bakımın amacı, sağladığı yararlar ve bu kapsamda uygulananan girişimler literatür eşliğinde ele alınacak ve tartışılacaktır.
Developed in the 1980s, preconceptional care is a preventive health service aimed at protecting the health of the individuals and improving the birth outcomes before they have a child. The primary goal of the preconceptional care is to recognize early abnormalities in pregnancy, to initiate urgent and appropriate interventions. In short, it is to prevent the deaths and injuries by reducing the individual, environmental factors and behaviors that would disturb the maternal and child health with primary prevention. It’s seen appropriate to benefit from this service which aims to increase public health, not only for a certain group but also all women and men to be lifelong. In this context, nurses have the biggest role and responsibilities in giving preconceptional care where the utilization rate is not at the desired level in our country. Within these roles and responsibilities, there is a great need for nurses to constantly update their knowledge of preconceptional care and to provide effective counseling services to those receiving care. Thus, thanks to qualified care and consulting, awareness will be raised in the society and utilization rate of service will increase. In this article, the purpose of the preconceptional care which constitutes a major gap in the care given to our society, benefits provided and initiatives implemented in this context will be discussed in the light of the literature.

15.
İnfertil Çiftlerde Çift Uyumu ve Yaşam Kalitesinin Önemi
The Importance of Dyadic Adjustment and Quality of Life in Infertile Couples
Fatma Zeren, Elif Gürsoy
doi: 10.5222/HEAD.2019.068  Sayfalar 68 - 72
İnfertilite; biyolojik, psikolojik, sosyal, etik ve ekonomik sorunları beraberinde getiren kültürel, dinsel ve sınıfsal yönleri olan önemli bir sorundur. Birçok boyutu olan infertilitenin bugün için tüm dünyada yaklaşık 50-80 milyon çifti etkilediği tahmin edilmektedir. Bir başka deyişle dünyada ortalama her 10 kadından biri, Türkiye’de ise evli her 6 kadından biri bu sorunu yaşamaktadır. Sadece kadınlar değil, onların aileleri, eşleri, eşlerinin aileleri ve yakın çevrelerindeki birçok kişi de bu sorundan etkilenmektedir. Tüm bunlar hesaba katıldığında infertilitenin etki alanı katlanmaktadır. Bu kadınlarda infertilite; gebe kalamama, doğuramama, annelik içgüdüsünün doyurulamaması, kendini toplumdan dışlanmış hissetme, değersiz ve yalnız hissetme, kadınlık rolünü yerine getirememe, yaşlılıkta bakacak kimsenin olmaması ve sosyal rol eksikliği olarak algılanmaktadır. Erkeklerde de benzer şekilde; doğurtamama, babalık içgüdüsünün doyurulamaması, erkeklik rolünü yerine getirememe, yalnız kalma korkusu, soyunu devam ettirememe ve sosyal güvence eksikliği olarak görülmektedir. Sonuçta bu durum; çiftlerin sosyal yaşamlarını, duygusal durumlarını, evlilik ilişkilerini, cinsel yaşamlarını, gelecek ile ilgili planlarını, benlik saygılarını, beden imgelerini etkileyerek çift uyumunu ve yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu aşamada hemşireler yaşanan stresin azaltılmasında kilit rol üstlenmekte ve infertil çiftler için anahtar bilgi kaynağı olmaktadır.
Infertility is an important problem that has cultural, religious and social aspects and that brings along biological, psychological, social, ethical and economic problems. Infertility with its different aspects is supposed to affect about 50-80 million pairs all over the world today. In other words, in the world one out of every 10 females on average and in Turkey, one out of every 6 married females are faced with this problem. Not only women but also their families, their spouses, the families of their spouses and many people in their immediate surroundings are affected by this problem. The impact of infertility is on the rise when all these are taken into account. Women’s infertility is perceived as being unable to conceive, unable to have children, unable to satisfy the maternal instinct, feeling isolated from society, feeling worthless and lonely, being unable to fulfill the role of femininity, having no one to look after in old age and lack of social role. Similarly to women, infertility of men is regarded as failure to fulfill the role of masculinity, fear of loneliness, inability to maintain the lineage, and lack of social security. As a result; this situation influences dyadic adjustment and quality of life negatively with its effect on couples' social lives, emotional situations, marital relationships, sexual lives, plans for the future, self esteem and the body image. At this stage, nurses play a key role in reducing stress and become key source of information for infertile couples.

16.
Stoma ve Yara Bakım Hemşireliği’nin Tarihsel Gelişim Süreci: Türkiye Örneği
Historical Development of Ostomy and Wound Care Nursing: Turkey Sample
Deniz Öztürk, Ayişe Karadağ
doi: 10.5222/HEAD.2019.073  Sayfalar 73 - 78
Bu çalışmanın amacı, Stoma ve Yara Bakım Hemşireliği (SYBH)’nin Türkiye’deki gelişim sürecini örnekleriyle açıklamaktır. SYBH; abdominal bölgede yapay yolla ağızlaştırılan açıklığı bulunan veya dış etkenler nedeniyle deri/deri altıdaki dokularda, organlarda anatomik ve fonksiyonel bütünlüğü bozulan bireyin, bakım gereksinimlerini belirlemeye, ilgili girişimleri uygulamaya, değerlendirmeye; bireyin kendi gereksinimlerini karşılayabilir düzeye getirmeye yönelik yapılan bakım uygulamalarının bütününü kapsar. Dünyada SYBH’nin gelişimi 1950’lerin sonlarına rastlamasına rağmen, Türkiye’deki gelişmeler bulunduğumuz çağın başlangıcına denk gelir. Türkiye’de bu alanda yaşanan en önemli gelişme, ilk Stomaterapi Ünitesinin ve Yara Ostomi İnkontinans Hemşireleri Derneği’nin kurulmasıdır. İkinci olarak, 2011 yılında SYBH’nin yasa ile tanımlanması ve görev/yetki/sorumluluklarının belirlenmesidir. Bir mesleğin profesyonelleşme sürecinde taşıyacağı kriterleri karşılamada önemli yol kat eden SYBH, Türkiye’de önemli projelerle gündeme gelmiştir. Sonuç olarak SYBH aktif olarak gelişmeye ve yapılanmaya devam ederek stoması ve yarası olan bireylerin/ailelerin yaşamlarında fark yaratmaktadır.
This study explains with examples the historical development of ostomy and wound care nursing (OWN) in Turkey. OWN involves all of the necessary care practices required when determining the care needs of an individual who has undergone an artificial opening into abdomen, or in whom the anatomical and functional integrity of the skin and subcutaneous tissues/organs have been disrupted by external factors, when performing and evaluating the relevant interventions, when delivering care to render patients to fulfil their needs. Although the development of OWN dates last 1950s, its emergence in Turkey dates to the beginning of this century. The most remarkable progress noted in Turkey in this field’s been the establishment of the first Stomatherapy Unit, the foundation of the Association of Wound, Ostomy and Incontinence Nursing, while a further milestone’s been that the OWN was defined by the law in 2011 and its duties/power/responsibilities were described. As an occupation, OWN, which has come a long way along the road to fulfilling the necessary criteria for its professional recognition, has gained currency with a number of important projects in Turkey. In conclusion, OWN’s continuing its active development and settlement, and is making a difference in lives of patients/families alike.



 
Copyright © 2019
Bu sitenin tüm hakları Koç Üniversitesi Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Dergisine aittir.