HEAD: 16 (4)
Cilt: 16  Sayı: 4 - 2019
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Kapak
Cover

Sayfa I

2.
İçindekiler
Contents

Sayfa II

3.
Editörün kaleminden
Editorial

Sayfa III

4.
VKV
VKV

Sayfa IV

ARAŞTIRMA MAKALESI
5.
Hemşirelik Öğrencilerinin Kanıta Dayalı Hemşirelik Uygulamalarına İlişkin Farkındalıklarının İncelenmesi
Investigation of Nursing Students' Awareness of Nursing Practice Based on Evidence
Ece Kurt, Ayten Zaybak
doi: 10.5222/HEAD.2019.276  Sayfalar 276 - 281
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma hemşirelik son sınıf öğrencilerinin kanıta dayalı uygulama ile ilgili farkındalıklarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırmanın örneklemini İzmir ilinde bulunan bir hemşirelik fakültesinde Kasım 2017 – Mart 2018 tarihleri arasında entegre sistem ile öğretim gören 188 4.sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Veriler, öğrencilerin kanıta dayalı hemşirelik uygulamalarına ilişkin bilgi düzeylerini ölçen 20 soruluk bir anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizi için sayı ve yüzdelik dağılımlar ortalama ve standart sapma kullanılmıştır.
BULGULAR: Çalışmadaki öğrencilerin %53,7 ‘sinin KDU hakkında eğitim aldığı, %86,2’sinin KDU hakkında eğitime ihtiyacı olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin %67’sinin lisans eğitimleri süresince derslerde KDU hakkında bilgi sahibi olduğu ve hemşirelikte kullanılan Joanna Briggs Enstitüsü kanıt düzeyi sınıflamasını örneklemin yalnızca %1.2’sinin doğru sıralandırdığı tespit edilmiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Hasta bakım sonuçlarında hemşirelik bakımının kalitesini artırmak, bakımı standardize etmek ve hasta memnuniyetini arttırmak; lisans müfredatlarında KDU’ya daha fazla yer verildiğinde, eğitim bu uygulamalarla paralel yürütüldüğünde mümkün olacaktır.
INTRODUCTION: This study was carried out to evaluate the awareness of the nursing senior students about the evidence based practice.
METHODS: The sample of the research was formed by 188 senior students who were educated by an integrated system between November 2017 and March 2018 in a nursing faculty located in İzmir province. The data were collected by a 20-item questionnaire that measures students' knowledge of evidence based nursing practices. Number and percentage distributions, mean and standard deviation were used to analyze the data.
RESULTS: It was determined that 53.7% of the students in the study were trained about KDU and 86.2% were in need of training about KDU. It was determined that 67% of the students had knowledge of KDU during their undergraduate training and that only 1.2% of the sample classifies the Joanna Briggs Institute of nursing evidence level classification.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Increasing the quality of nursing care in patient care outcomes, standardizing care and increasing patient satisfaction; when more is given to the KDU in the undergraduate curriculum, it will be possible if the training is carried out in parallel with these practices.

6.
Kanser Tanısı Konmuş Çocuğa Sahip Olan Ebeveynlerin Bakım Yükleri ile Anksiyete Düzeyleri Arasındaki İlişki
The Relationship Between Care Burden and Anxiety Levels of Parents Who Have Child Who were Diagnosed With Cancer
Selmin Köse, Azime Türköz Arar, Gülay Yıldırım
doi: 10.5222/HEAD.2019.282  Sayfalar 282 - 287
GİRİŞ ve AMAÇ: Araştırma, kanser tanısı konmuş çocuğa sahip olan ebeveynlerin bakım yükleri ile anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile yapıldı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma Eylül 2017 – Ocak 2018 tarihleri arasında bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden gerekli izinler alınarak yapıldı. Araştırmanın evrenini hastanenin hematoloji servisinde yatan kanser tanısı konmuş çocukların ebeveynleri, örneklemi ise araştırmaya katılmayı kabul eden ebeveynler oluşturdu. Veriler “Soru Formu”, “Bakım Verme Yükü Ölçeği” ve “Beck Anksiyete Ölçeği” kullanılarak elde edildi. Verilerin analizi SPSS 22.0 paket program kullanıldı.
BULGULAR: Araştırmada, ekonomik durumu düşük olan ebeveynlerin bakım yükü ve Beck Anksiyete puan ortalamalarının yüksek olduğu (sırasıyla; p<0,05, p<0,01) tespit edildi. Kanser tanısı yeni konmuş çocukların ebeveynlerinin Beck Anksiyete puan ortalamalarının yüksek olduğu saptandı (p<0,01). Kronik hastalığa sahip başka çocuğu olan ebeveynlerin bakım yükü ve Beck Anksiyete puan ortalamalarının yüksek olduğu (p<0,01) bulundu. Ebeveynlerin bakım yükleri ve anksiyete düzeyleri arasında pozitif doğrusal bir ilişki olduğu tespit edildi (r=0,512, p<0,001).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Araştırma sonucunda ekonomik durumu düşük olan ve kronik hastalığa sahip başka çocuğu olan ebeveynlerin daha fazla bakım yükleri ve anksiyetelerinin olduğu, kanser tanısı yeni konulmuş çocukların ebeveynlerinin daha fazla anksiyete yaşadığı saptandı. Kanser tanısı konmuş çocuğa sahip ebeveynlerin bakım yükleri ve anksiyetelerinin birlikte artış gösterdiği aralarında pozitif doğrusal bir ilişki olduğu bulundu.
INTRODUCTION: Purpose of this study is to analyze the relationship between care burden of parents who have a child diagnosed with cancer and their anxiety levels.
METHODS: Research was made between September 2017-January 2018 after taking the necessary ethics board permission from a training and research hospital. Population of the descriptive type research consisted of parents of cancer diagnosed children who were staying in the hospital on dates the research was made and sample consisted of parents fits to the research criteria who agreed to participate into the research. Data Question Form was obtained by using Burden Interview and Beck Anxiety Scale. Analysis of the data were evaluated SPSS 22.0 package program.
RESULTS: In this study, it was found that the parents who had low economic status had higher care burden and Beck Anxiety point averages (respectively; p<0.05, p>0.01). Parents of children who were diagnosed with cancer recently had higher Beck Anxiety point averages (p<0.01). Parents of children who had another child with a chronic disease had higher care burden and Beck Anxiety Point averages (p<0.01). Burden and Anxiety levels of parents had a positive linear relation (r=0.512, p<0.001).
DISCUSSION AND CONCLUSION: As the outcome of the study, it was seen that, poor parents and parents who had another child with chronic disease had higher care burden and anxiety, parents of children who were recently diagnosed with cancer had more anxiety. It was determined that, care burden and anxieties of parents of children who were diagnosed with cancer have shown simultaneous increase and had a positive linear relation.

7.
Hemşirelerin Çocuk Sevme Düzeyleri ve Terapötik Oyunu Kullanma Durumları
The Nurses' Liking Levels of Children and Therapeutic Play Using
Deniz Yiğit, Emel Sezici, Ayfer Açıkgöz
doi: 10.5222/HEAD.2019.288  Sayfalar 288 - 294
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, çocukla çalışan hemşirelerin çocuk sevme düzeylerinin ve terapötik oyunu kullanma durumlarının belirlenmesidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Kesitsel tipte tanımlayıcı olarak yürütülen araştırma 74 çocukla çalışan hemşire ile tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında, hemşirelerin terapötik oyunu kullanma durumlarının belirlenmesi amacıyla araştırmacılar tarafından oluşturulan anket formu ve Barnet Çocuk Sevme Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi IBM SPSS 21 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışmada 0.05’den küçük olan p değeri anlamlı kabul edilmiştir.
BULGULAR: Çalışmada hemşirelerin çocuk sevme düzeylerinin yüksek olduğu (81.39±12.292) belirlendi. Hemşirelerin %47.3’ü her zaman, %44.6’sı ise bazen terapötik oyunu kullandığını belirtmiştir. Hemşirelerin iş arkadaşlarıyla iletişimi (p=0.013), klinikte kendini mutlu (p=0.005) ve yeterli (p=0.007) hissetmesi ile çocuk sevme düzeyi puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Çekirdek aile yapısına (p=0.021), lisans ve üzeri eğitim durumuna (p=0.037) sahip hemşireler arasında terapötik oyunu kullanma durumunun daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Terapötik oyun kullanımı ile hemşirelerin çocuk sevme puanları arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmada hemşirelerin çocuk sevme düzeylerinin yüksek, terapötik oyunu kullanma durumlarının ise yetersiz olduğu bulunmuştur. Önerimiz çocuklarla çalışacak hemşireler seçilirken çocuk sevme düzeylerini etkileyen faktörlerin göz önünde bulundurulması ve hemşirelere terapötik oyun kullanımı ile ilgili eğitim verilmelidir.
INTRODUCTION: The aim of this study was to determine the levels of children liking of nurses who were working with children and therapeutic play using.
METHODS: This cross-sectional descriptive study was completed with 74 nurses who were working with children. For the determining of therapeutic play using by nurses, the questionnaire form created by the researchers in the collection of data and The Barnett Liking of Children Scale was used. Data analysis was performed using SPSS 21 software package of IBM. The p value less than 0.05 was accepted as significant.
RESULTS: In this study, it was determined that nurses had high children liking levels (81.39 ± 12.292). The nurses stated that 47.3% of them were always, 44.6% of them were sometimes use the therapeutic play. There was a statistically significant relationship between nurses' communication with their colleagues (p = 0.013), feel the happy (p = 0.005) and adequate (p = 0.007) in the clinic, and the level of child liking. Core family structure (p = 0.021), license and higher education status (p = 0.037) among nurses who use the therapeutic play has been determined to be higher. There was no statistically significant relationship between the use of therapeutic play with nurses' liking levels of children.
DISCUSSION AND CONCLUSION: The results of this study showed high children liking levels of nurses, whereas it was found that the use of therapeutic play was not sufficient. We suggest that factors effecting the liking levels of children should be considered while selecting nurses to work with children and nurses should be trained for therapeutic play using.

8.
Akran Eğitiminin Hemşirelik Becerilerinin Öğretimine Etkisi
The Effect of Peer Education on the Teaching of Nursing Skills
Deniz Öztürk, Zehra Göçmen Baykara
doi: 10.5222/HEAD.2019.295  Sayfalar 295 - 300
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırma, akran eğitiminin hemşirelik becerilerinin öğretimine etkisini değerlendirmek amacıyla planlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ön test - son test kontrol gruplu desen kullanılarak gerçekleştirilen bu araştırma, 44 öğrenci (deney=23; kontrol=21) ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin ilk defa öğrendikleri beş temel hemşirelik becerisi, deney grubu öğrencilerine akran eğitimi yöntemiyle, kontrol grubu öğrencilerine mevcut öğretim yöntemleri ile aktarılmıştır. Öğrencilerin beceri ölçümleri, derslerin tamamlanmasının hemen ardından ve 1 hafta sonra yapılmıştır.
BULGULAR: Beceri öğretiminden hemen sonra yapılan ilk ölçümde, deney grubundaki öğrencilerin araştırma kapsamındaki becerileri eksiksiz uygulama oranları kontrol grubuna göre daha fazladır. Bu oranın ikinci ölçümde de kontrol grubuna göre daha fazla olduğu belirlenmiştir. Ayrıca deney grubundaki öğrencilerin tüm becerileri, ikinci ölçümde birinci ölçüme göre daha yüksek oranda eksiksiz uyguladığı belirlenmiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Kompleks becerileri akran grubu ile öğrenen öğrencilerin, mevcut öğretim yöntemi ile öğrenenlere göre, becerilerinin daha iyi geliştiği, pekiştiği ve böylece kalıcılığının arttığı belirlenmiştir.
INTRODUCTION: This study was planned to evaluate the effect of peer education on the teaching of nursing skills.
METHODS: This study was conducted by using pre-test and post-test control group pattern, was carried out with 44 students (test=23; control=21). The five basic nursing skills students learn for the first time were transferred to the test group by means of student peer education; they were transferred to the control group using existing teaching methods.Skill measurements were made immediately after completion of the course and 1 week later.
RESULTS: In the first measurement performed immediately after teaching the skill, the students in the test group had a higher rate of completed skill in research than the students in the control group. This ratio was found to be higher in the second measurement than in the control group. In addition, it was determined that the students in the experimental group applied all skills in the second measurement at a higher rate than the first measurement.
DISCUSSION AND CONCLUSION: These results indicate that skills of students who learn in a peer group are more developed, reinforced better, and retained longer than the skills of students who learn with current teaching methods.

9.
Hemşirelerin Hasta Mahremiyetini Koruma ve Sürdürme Durumları ile Etkileyen Faktörler
The Status of Protecting and Maintaining Patient Privacy of Nurses and Affecting Factors
Gül Güneş Çelik, İsmet Eşer, Elem Kocaçal Güler
doi: 10.5222/HEAD.2019.301  Sayfalar 301 - 305
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırmanın amacı, hemşirelerin hasta mahremiyetini koruma ve sürdürme durumları ile etkileyen faktörlerin belirlenmesidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu prospektif ve tanımlayıcı çalışma, Nisan-Haziran 2017 tarihleri arasında İzmir’de bir üniversite hastanesinde çalışan 161 hemşire ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında “Birey Tanıtım Formu” ve “Hasta Mahremiyet Ölçeği” kullanılmıştır.
BULGULAR: Hemşirelerin %37’sinin hasta hakları yönetmeliğinin ve tamamının mahremiyetin hasta bedenine ilişkin olması gerektiğini düşündüğü bulunmuştur. Hemşirelerin mahremiyete verdikleri önem yüksek bulunmuştur (4.47±0.44). Bedensel mahremiyet puan ortalaması en yüksek, cinsiyete ilişkin mahremiyet puan ortalaması en düşüktür. Hemşirelerin eğitimi, hasta mahremiyeti ile ilgili eğitime katılma ve hasta hakları yönetmeliğinin mahremiyet ile ilgili bölümünü okuma durumlarına göre elde edilen ölçek puan ortalamaları arasında anlamlı fark saptanmıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmada hemşirelerin hasta mahremiyetine önem verdikleri ortaya konmuştur. Hemşirelerin mahremiyete ilişkin farkındalıklarının arttırılması için, hasta hakları ve mahremiyet konusunda düzenli olarak hizmet içi eğitimler başta olmak üzere bilimsel etkinliklerin düzenlenmesi ve bu konuda daha fazla araştırma yapılması önerilmektedir.
INTRODUCTION: To determine the status of protecting and maintaning patient privacy of nurses and the affecting factors.
METHODS: This prospective and descriptive study was carried out with 161 nurses working in a university hospital in İzmir between April and June 2017. “Individual Identification Form” and “Patient Privacy Scale” were used in data collection.
RESULTS: It was found that 37% of the nurses thought that the patient rights regulation and all nurses thought that privacy should be related to the patient's body of privacy. The importance given by the nurses to privacy was found to be high (4.47 ± 0.44). The mean bodily privacy score was the highest, and the gender-specific privacy score was the lowest. There was a significant difference between the mean scores of the nurses in terms of education, participation in education about patient privacy and reading of the privacy section of the patient rights regulation.
DISCUSSION AND CONCLUSION: In this study, it was revealed that nurses gave importance to patient privacy. In order to increase the awareness of nurses about privacy, it is recommended to organize scientific activities, especially on in-service trainings on patient rights and privacy, and to conduct further research on this subject.

10.
Hemşirelik Öğrencilerinde Öz Yeterlik Düzeyinin Eğitim Stresi Üzerine Etkisi
Effects On The Educational Stress Of The Self-Efficacy Level Of Nursing Students
Seda Göger, Ayşe Çevirme
doi: 10.5222/HEAD.2019.306  Sayfalar 306 - 312
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırmanın amacı; hemşirelik öğrencilerinin öz yeterlik düzeyinin eğitim stresi üzerine etkisini belirlemektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Tanımlayıcı türdeki araştırmanın örneklemini, bir kamu üniversitesinin sağlık yüksekokulu hemşirelik bölümünde öğrenim gören ve çalışmaya katılmayı kabul eden 246 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, Tanıtıcı ya da Demografik Bilgi Formu, Genel Öz Yeterlik Ölçeği ve Hemşirelik Eğitimi Stres Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi, one-way anova, kruskall-wallis testi, pearson korelasyon ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır.
BULGULAR: Genel Öz Yeterlik Ölçeği ve Hemşirelik Eğitimi Stres Ölçeği toplam puanları arasında negatif yönlü ve zayıf bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Bağımsız değişkenlerden cinsiyet, sınıf ve Genel Öz Yeterlik Ölçeği toplam puanının, Hemşirelik Eğitimi Stres Ölçeği toplam puanını yordamakta ilişkili faktörler olduğu saptanmıştır (p<0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerde algılanan öz yeterlik düzeyinin hemşirelik eğitimi stresi üzerinde etkili olduğu saptandı. Öğrencilerin eğitimleri boyunca yaşadıkları stres türünün, derecesinin ve stresle baş etme yollarının değerlendirilmesi önerilmektedir.
INTRODUCTION: This study was planned to determine the effect of nursing self-efficacy level on educational stress.
METHODS: The sample of the descriptive research consists of 246 undergraduate students studying and accepting to participate in the study, in the nursing department. In the collection of data, Introductory Characteristics Information Form for Students, Nursing Education Stress Scale and General Self-Efficacy Scale were used. Data was analysed with descriptive statistics, independent sample t test, one-way anova, kruskall-wallis test, pearson correlation and multiple regression analysis.
RESULTS: In the research, there was a significant negative correlation between the total score of the General Self-Efficacy Scale and the Nursing Education Stress Scale at the weak and advanced level (p<0.05). The total scores of independent variable gender, class and General Self-efficacy Scale were found to be related factors in predicting the total score of Nursing Education Stress Scale (p<0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: As a result of the study, it was determined that as the general self-efficacy levels of the nursing students increased, their nursing educational stress level is decreased. It is suggested. It is recommended that students are evaluated the type, degree of stress and ways of coping with stress during their education.

11.
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Ebeveyn Memnuniyet Ölçeği'nin Türkçeye Uyarlanması: Güvenirlik ve Geçerlik Çalışması
The Adaptation of the Empowerment of Parents in the Intensive Care-Neonatology: Validity and Reliability Study
Selvinaz Albayrak, Lale Ayşegül Büyükgönenç
doi: 10.5222/HEAD.2019.313  Sayfalar 313 - 323
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışmanın amacı, Hollanda’da, Latour tarafından geliştirilen ‘Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Ebeveyn Memnuniyet Ölçeği’nin Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir araç olup olmadığını incelemektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Metodolojik bir çalışma olup, Nisan-Ekim 2017 tarihleri arasında, İstanbul’da bulunan özel bir üniversite hastanesinin yenidoğan yoğun bakım ünitesinde gerçekleştirilmiştir. Elli yedi maddeli, beş alt boyutu ve Likert tipindeki ölçeğin dil eşdeğerliği çeviri-geri çeviri teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Hollandaca geliştirilen ölçeğin Türkçeye uyarlanması için çeviri ve geri-çeviri işlemi yapılmış ve sonra kapsam geçerliği için uzman görüşüne sunulmuştur. Türkçe formun psikometrik özelliklerinin incelenmesinde madde toplam puan korelasyonu, Pearson korelasyonu, Cronbach Alfa katsayısı, test-retest korelasyonu ve Doğrulayıcı Faktör analiz teknikleri kullanılmıştır. Veriler, etik onay ve ilgili kurumdan izin alındıktan sonra 290 ebeveynden elde edilmiştir.
BULGULAR: Ölçeğin Kapsam Geçerlik İndeksi tüm ölçek için.97’dir. Elli yedi maddenin madde-toplam puan korelasyon güvenilirlik katsayıları, r=0.48 ile 0.83; alt boyut maddeleri ile alt boyut toplam puanlarının güvenilirlik katsayıları, r=0.63 ile 0.90; alt boyutlarının-toplam ölçek puanlarının güvenilirlik katsayıları, r=0.84 ile 0.93 arasında olup aralarında pozitif yönde, güçlü ve istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<.001). Ölçeğin alt boyutlarının iç tutarlılık analizinde Cronbach alfa güvenilirlik katsayısı 0,89 ile 0.96 arasında bulunmuştur. Ölçek ve alt boyutlarının zamana göre değişmezliğini değerlendirmek için test-tekrar test yapılmış ve her iki uygulama arasında fark olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Yapı geçerliği için Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmış olup, tüm maddelerin kendi boyutu ile olan faktör yüklerine denk düşen yol katsayıları 0.52 ile 0.92 arasında bulunmuştur.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmada, "Yenidoğan Yoğun Bakımda Ebeveyn Memnuniyet Ölçeği "nin Türkçe formunun, yenidoğan yoğun bakımda aile merkezli bakım hizmetlerinden ebeveynlerin memnuniyet düzeylerini ölçmek için geçerli ve güvenilir bir araç olduğu saptanmıştır.
INTRODUCTION: To determine the validity and reliability of the Turkish version of the “Empowerment of Parents in The Intensive Care-Neonatology Scale” developed by Latour in The Netherlands.
METHODS: This methodological study was conducted in University Hospital between April and October 2017 in Istanbul. This Likert type scale consists of 57 items and five subscales. This scale was developed in Dutch language therefore we used translation and back translation then reviewed by an expert for examined content validity. Psycohometric characters analyses examined via items total score correlation, Pearson correlation analyses, Cronbach Alpha value, test-retest correlation and confirmatory factor analyses methods.Data was gathered from 290 parents after obtaining ethical approval and official permission from the relevant hospitals’ administrations.
RESULTS: Content Validity Index for the scale was found.97. It has been found that the correlation coefficient between the score of each items and the scale was between r=.48-.83; the correlation coefficient of each subscale item and the subscale score was between r=.63-.90; the correlation coefficient of the subscale score and the scale score was between r=.84-.93. There is a statistically significant correlation between these results (p<.001). The Cronbach Alfa correlation coefficient was found.89-.96 of the subscales. There is no significant difference between two separate applications of the scale in test-retest reliability analysis (p>.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: The results of this study determined that the Turkish version of the Empowerment of Parents in The Intensive Care-Neonatology Scale is valid and reliable and can be used for measuring parent satisfaction in the NICU who are receiving family centered care.

DERLEME
12.
Multipl Sklerozlu Bir Olguda Neuman Sistemler Modeli’nin Uygulanması
The Neuman System Model Applied to Practice: A Case with Multiple Sclerosis
Esin Sevgi Doğan, Özden Dedeli Çaydam
doi: 10.5222/HEAD.2019.324  Sayfalar 324 - 329
Genç yetişkenlerde sıklıkla görülen multipl sklerozda hastalığın seyri ile ilgili kronik sağlık sorunları hemşire için önemli uygulama alanları yaratmaktadır. Birçok önemli hemşirelik kuram ve modelinin, hem kronik hastalıkların hemşirelik yönetiminde hem de profesyonel hemşireliğin gelişim ve ilerlemesi için hemşirelik uygulamalarında kullanılması önerilmektedir. Bu makalede, Neuman Sistemler Modeli kullanılarak multipl sklerozlu bir kadın hastada hemşirelik süreci oluşturuldu. Neuman’ın veri toplama aracına dayalı olarak hazırlanmış soru formu ile hastanın verileri toplandı. Bu olgu, hemşirelik sürecinin uygulanmasında Neuman’ın Sistemler Modeli’nin kullanımının yararlı ve etkili olduğunu göstermektedir.
In multiple sclerosis, which occurs frequently in young adults, chronic health problems related to the illness of the patient creates important application areas for the nurse. The many important nursing theories and models was suggested for applying to practice in nursing management of chronic disease as well as for the development and growth of the professional nursing. In this article, a nursing process was established in a woman with multiple sclerosis using Neuman Systems Model. The patient's data was collected with a questionnaire based on Neuman's data collection tool. This case demonstrates that the use of Neuman's Systems Model is useful and effective in the implementation of the nursing process.

13.
Cerrahi Alan Enfeksiyonlarını Azaltmada Antimikrobiyal Medikal Tekstil Ürünlerinin Etkisi
Effects Of Antimicrobial Medical Textile Products In Reducing Surgical Area Infections
Semra Eyi
doi: 10.5222/HEAD.2019.330  Sayfalar 330 - 337
Bu derlemede cerrahi alan enfeksiyonlarını azaltmada antimikrobiyal medikal tekstil ürünlerinin etkisini tartışmak hedeflenmiştir. Hastanelerde kullanılan cerrahi tekstil ürünleri kapsamında, implante edilebilen ameliyat iplikleri ve yapay tekstil damarları; implante edilemeyen bandajlar, sargı bezleri ve yara bakım malzemeleri; ekstrakorporeal tekstiller olan yapay organlar ile sağlık bakımı ve hijyen ürünleri olan yatak takımları, koruyucu giysi ve örtüler ile cerrahi örtü ve cerrahi giysiler yer almaktadır. Cerrahi alan infeksiyonları cerrahinin en önemli problemlerinden biridir. Mikroorganizmaların, cerrahi alanda kullanılan bu tekstil yüzeylerine tutunması sonucunda, tekstil ürünleri taşıyıcı olabilmektedir. Yapılan çalışmalarda cerrahi alanda kullanılan tekstil ürünlerinde Acinetobacter baumannii, MRSA, VRE, koagülaz negatif Staphylococci, Corynebacterium spp., Micrococcus spp., Bacillus spp., Fermentatif olmayan Gram negatif basiller, Enterococcus spp., Saprofitik Gram negatif basil ve rotaviral RNA gibi virüsler tespit edilmiştir. Bu virüslerin tekstiller üzerinde saatlerce hayatta kalabileceği ve bu nedenle tekstillerin bulaştırma olasılığında bir kaynak olabileceği bildirilmiştir. Antimikrobiyal özellik kazandırılan tekstil ürünlerinin cerrahi alan enfeksiyonların yayılımını önlemesi üzerine yapılan çalışmalar literatürde mevcuttur. Antimikrobiyal emdirilmiş tekstillerin S. aureus, Candida albicans, Acinetobacter spp., Vegetatif Clostridium difficile ve Klebsiella pneumoniae gibi patojenlere karşı etkinlik gösterdiği belirtilmektedir. Buna karşın antimikrobiyal etken maddelere karşı bakterilerin direnç geliştirmeleri, antimikrobiyal etken madde kullanımının artması ve bunun bağışıklık sisteminde zayıflamalara neden olabileceği gibi çeşitli çekincelerde mevcuttur. Bu nedenle hemşirelerin antimikrobiyal tekstil ürünleri ve antimikrobiyal etken maddelerin hastalarda yarattığı etkiler, gelişebilecek yeni semptomlar, hastaların tedavilerine ilişkin bireysel yorumları ve hemşirelerin kendi gözlemlerine ilişkin bilgileri kayıt etmeleri ve geleneksel ürünlerle arasındaki farklılığı ortaya koyan kanıt düzeyli araştırma sonuçlarını takip etmeleri faydalı olacaktır. Antimikrobiyal tekstil ürünleri üretim ve kullanım ile ilgili çeşitli düzenlemeler yapıldıktan ve gerekli eğitimler verildikten sonra uygun alanlarda hizmet vermelidir. Hemşirelerin eğitimlere katılması ve ürünlerle ilgili kanıt düzeyli araştırmalar yapması kaliteli hemşirelik bakımına ulaşmada yol gösterici olmasının yanısıra sağlık alanında farkıdalığın artmasına yarar sağlayacaktır.
Aim: It was aimed to discuss the effect of antimicrobial medical textile products in reducing surgical site infections. Results: Within the scope of surgical textile products used in hospitals; implanted surgical threads and artificial textile veins, impermeable bandages and wound care materials, artificial organs with extracorporeal textiles, bedding with sanitary and hygiene products, protective garments and covers, surgical drapes and surgical garments.Surgical site infections are one of the most important problems of the surgery. As a result of the attachment of microorganisms to large textile surfaces, textile products can be carriers. In literature Acinetobacter baumannii, MRSA,VRE,coagulasenegative, Staphylococci, Corynebacterium Micrococcus, Bacillus, Gram negative bacilli, Enterococcus, Saprophytic Gram negative bacilli and rotaviral RNA have been identified in these products. It has been reported that these viruses could survive for hours on the clothes and thus become a source for the possibility of infecting the clothes. Studies on prevention of infection spread of antimicrobial imparted textile products are available in the literature. It is stated in the literature antimicrobial impregnated textiles are effective against pathogens such as S.aureus, Candida albicans, Acinetobacter Clostridium difficile and Klebsiella pneumoniae. On the other hand, bacteria resistance to antimicrobial agents, the use of antimicrobial active substances increases and this can lead to weakening of the immune system, as well as various drawbacks. For this reason, it would be beneficial for nurses to follow the evidences that antimicrobial textile products and antimicrobial agents have on patients, new symptoms that may develop, individual comments on patient treatments, nurses to record their own observations, and evidence-based research findings that show differences between traditional products.Conclusion: More studies on the transfer of microorganisms from the disease to the clinical situation are needed. In the long term various regulations on the production and use of antimicrobial textiles may need to be made.

14.
Şiddete Maruz Kalan Kadınlara Yönelik Güçlendirme Programı ve Hemşirelik
The empowerment program for women exposed to domestic violence and nursing
Emel Bahadır Yılmaz, Fatma Öz
doi: 10.5222/HEAD.2019.338  Sayfalar 338 - 342
Güçlendirme programı, şiddete maruz kalan kadının örseleyici ilişkiden kurtulabilmesi ve yaşadığı şiddet deneyimini fark edebilmesi için uygulanmaktadır. Bu programın amacı, aile içi şiddete maruz kalan kadınların bağımsızlığını ve kendi yaşamı üzerindeki kontrolünü artırmak, karar verme ve problem çözme becerilerini geliştirmektir. Güçlendirme programı; benlik saygısının geliştirilmesi, kendini koruması için güvenli davranışların geliştirilmesi, sosyal destek algısının artırılması, şiddet olgusunun tanımlanması, yardım isteme becerilerinin geliştirilmesi ve yasal konularda danışmanlık verilmesi gibi bileşenlerden oluşmaktadır. Bu makalede güçlendirme programlarının bileşenleri tanıtılmış ve şiddet deneyimleyen kadını güçlendirmek için uygulanan çalışmalardan örnekler verilmiştir. Bu çalışmalar, güçlendirme programının şiddet deneyimleyen kadınlara uygulanabilecek etkili bir yöntem olduğunu göstermektedir.
The empowerment program is implemented to ensure that the woman is able to get rid of the abusive relationship and should be aware of violence who she experienced. The aim of this program is to increase independence and control over their own lives of women exposed to domestic violence, and to improve their decision making and problem solving skills. The empowerment program consists of components including improving self-esteem, building safety behaviors, increasing perceived social support, defining phenomenon of violence, improving asking for help and counseling about legal issues. This paper is included introducing the components of empowerment programs and samples of researches about empowerment program applied for women experiencing domestic violence. These studies show that the empowerment program is an effective method for women experiencing domestic violence.

15.
Dünyada ve Türkiye’de Okul Hemşireliğinin Gelişimi
Development of School Nursing in the World and Turkey
Makbule Tokur Kesgin, Songül Çağlar
doi: 10.5222/KUHEAD.2019.343  Sayfalar 343 - 352
Okul sağlığı hizmetleri halk sağlığı hemşirelerinin okullardaki sağlık ihtiyaçlarını görüp müdahale etmeleriyle ortaya çıkan bir hareket olarak başlamıştır. İlk olarak İngiltere ve Fransa'da görülen bu hareket 19. Yüzyılda Amerika'da, Cumhuriyetle birlikte de Türkiye'de görülmüştür. Savaşlar, göç, sanayileşme, yoksulluk okul sağlığı hizmetlerine gereksinim duyulmasına neden olmuştur. Halk sağlığı hemşireleri yaptıkları ev ziyaretleri, düzenli kontroller ve sağlık kayıtları ile okul sağlığına önemli katkıda bulunmuşlardır. Bu durum hükümetlerin ve gönüllü kuruluşların hemşirelerin okul sağlığının sürdürülmesindeki gerekliliğini fark etmesi ve okullarda hemşire görevlendirmesiyle sonuçlanmıştır. Okul sağlığı hizmetlerinin gelişmiş olduğu ülkelerde hemşireler sağlığı geliştirici programların planlanması ve uygulanmasında ön sıralarda yer almaktadır. Çoğu hemşire bir ya da birden fazla okula, tek başına okul sağlığı hizmetleri sunabilmektedir. Bu hemşireler lisans eğitiminden sonra sertifika eğitimi almakta ve sertifikalarını belli sürelerle yenilemektedir. Türkiye’de ise okul hemşireliği ile ilgili mevzuatta çeşitli düzenlemeler olmasına karşın çözülmesi gereken bazı konular mevcuttur. Bu yazıda dünyadan ve Türkiye’den örneklerle okul hemşireliğinin günümüze kadar olan gelişimi ve Türkiye’deki okul hemşireliği hizmetleri incelenmektedir.
School health services have started as a movement that has emerged as public health nurses see and intervene in the health needs of schools. This movement, first seen in England and France, has been seen in America in the 19th century and Turkey with the establishment of Republic. Wars, migration, industrialization, poverty have led to the need for school health services. Public health nurses have made important contributions to school health through home visits, regular checks and health records. This has resulted in governments and voluntary organizations recognizing the need for nurses to maintain school health and appointing nurses in schools.. In countries where school health services have developed, nurses are at the forefront in planning and implementing health promotion programs. Most nurses offer one or more schools alone school health services. These nurses receive certification training after their undergraduate education and renew their certifications for a certain period of time. Although there are various regulations in school nursing legislation in Turkey, there are some issues that need to be solved. In this article, the development of school nursing with samples from the world and Turkey and school nursing services in Turkey examined.

16.
Konjenital Osteopetrozis ve Hemşirelik Bakımı: Olgu Sunumu
Congenital Osteopetrosis and Nursing Care: Case Report
Halil İbrahim Taşdemir, Emine Efe
doi: 10.5222/KUHEAD.2019.353  Sayfalar 353 - 360
Osteopetrozis, bozulmuş osteoklastların neden olduğu kalıtımsal bir kemik hastalığıdır. Bu nedenle son derece seyrek ve teşhis edilmesi zor olan bu hastalık günümüzde kemik iliği transplantasyonuyla sağaltılabilmektedir. Oldukça ender görülen bu çalışmada, hastaneye beslenme problemi, huzursuzluk ve sarılık şikâyetleri ile başvuran 38 günlük osteopetrozis olgusu ilgili kaynaklar eşliğinde sunulmuş ve hemşirelik bakımındaki yenilikleri irdelenmiştir. Olguda osteopetrozis ve trombositopeni birlikte görülmesinin yanı sıra yoğun ve dikkatli hemşirelik bakımı gerektirmesi nedeniyle olgunun Kuzey Amerika Hemşirelik Tanıları Birliğine [North American Nursing Diagnosis Association International (NANDA-I)] göre, hemşirelik bakım planı kapsamında sunumu amaçlanmıştır. Bu olguda komplikasyonların multidisipliner bir yaklaşım ile gözlemlenmesi ve semptomların yönetimi amaçlanmaktadır. Hemşireler, semptomların yönetiminde bu multidisipliner ekibin merkezinde yer alır.
Osteopetrosis is a hereditary bone disease caused by impaired osteoclasts. For this reason, this disease, which is extremely rare and difficult to diagnose, can now be treated by bone marrow transplantation. In this very rare study, 38 days old osteopetrozis cases presented with complaints of nutrition, restlessness and jaundice to the hospital were presented in the context of related resources and their innovations in nursing care were examined. Because of the occurrence of osteopetrozis and thrombocytopenia as well as the necessity of intensive and careful nursing care in the case, it was aimed to present the case within the scope of nursing care plan according to North American Nursing Diagnosis Association (NANDA-I). In this case, a multidisciplinary approach to complications is aimed at monitoring and managing the symptoms. Nurses are at the center of this multidisciplinary team in managing symptoms.

17.
Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığında Fonksiyonel Sağlık Örüntülerine Göre Hemşirelik Bakımı: Olgu Sunum
Nursing Care According to Functional Health Patterns in Chronic Obstructive Pulmonary Disease: A Case Report
Fadime Yel, Hilal Uysal
doi: 10.5222/KUHEAD.2019.361  Sayfalar 361 - 367
Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), genellikle zararlı partikül veya gazlara ciddi maruziyetin neden olduğu havayolu ve/veya alveoler anormalliklere bağlı kalıcı hava akımı kısıtlanması ve solunumsal semptomlarla karakterize, yaygın, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. KOAH’da hemşirelik bakımının amaçları; hastalık belirtilerini ve akut alevlenmeler nedeniyle tekrarlayan hastane yatışlarını azaltmaktır, KOAH ile ilgili komplikasyonları önlemektir ve aynı zamanda hastaları ve ailelerini eğitmektir. Düzenli olarak ilaç kullanan ve hekim kontrollerine giden 58 yaşındaki erkek hasta M.K.’nın, hastaneye yatışından beş gün önce solunum güçlüğü, öksürük, balgam, morarma şikâyetleri artmış ve göğüs ağrısı olmuştur. Bu belirtileri geçirmek için hasta kullandığı ilaçlarının dozunu arttırmıştır fakat şikâyetleri devam ettiği için hastaneye başvurmuştur. Bu çalışmada, Gordon’un Fonksiyonel Sağlık Örüntüleri Hemşirelik Bakım Modeli M.K’ ya uygulanmıştır. “Etkisiz solunum örüntüsü, sağlığı sürdürmede etkisizlik, konstipasyon, infeksiyon riski, düşme riski, aktivite intoleransı, beden gereksiniminden az beslenme, etkisiz bireysel başetme, oral mukoz membranda bozulma, yutmada bozulma, uyku düzeninde bozulma, cinsel işlevde bozulma” hemşirelik tanılarını içeren hemşirelik girişimleri uygulanmıştır ve sonuçlar değerlendirilmiştir.
Chronic Obstructive Pulmonary Disease (COPD) is a common, preventable, and treatable disease characterized with persistent airflow limitation due to airway and/or alveolar abnormalities and respiratory symptoms, usually caused by severe exposure to harmful particles or gases. The aim of the nursing care in COPD is to reduce the symptoms of the disease and the hospitalization due to recurring acute inflammations, and to avoid the complications related with the COPD and also to educate patients and their families. The respiratory difficulties, coughs, phlegm, and bruising and chest pain before five days from hospitalization of 58-year-old male patient M.K., used on medication regularly, and followed with physician controls, was seen. The patient increased the dose of the medication to pass this indication, but then again, he applied to the hospital for continuing complaints. Gordon’s Functional Health Patterns, Nursing Care Model was applied to the M.K in this study. The nursing interventions were applied to M.K. determining the nursing diagnoses including “inefficient respiratory pattern, inefficiency in sustaining health, constipation, infection risk, falling risk, activity intolerance, nutrition less than the body requirements, inefficient individual nutrition, disruption in oral mucosa membrane, disruption in swallowing, disruption in sleep, and disruption in sexual functions” and the results were evaluated.

18.
Konu Dizini
Subject Index

Sayfa E1
Makale Özeti | Tam Metin PDF

19.
Yazar Dizini
Author Index

Sayfa E2
Makale Özeti | Tam Metin PDF



 
Copyright © 2019
Bu sitenin tüm hakları Koç Üniversitesi Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Dergisine aittir.