HEAD: 17 (3)
Cilt: 17  Sayı: 3 - 2020
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Kapak
Cover

Sayfa I

2.
İçindekiler
Contents

Sayfa II

3.
Editörden
Editorial

Sayfa III

4.
VKV
VKV

Sayfa IV

ARAŞTıRMA MAKALESI
5.
COVID-19 Enfeksiyonunun Maternal ve Fetal Sağlığa Etkisi: Sistematik Derleme
The Effect of COVID-19 Infection on Maternal and Fetal Health: Systematic Review
Ebru Bekmezci, Hediye Karakoç
doi: 10.5222/HEAD.2020.89090  Sayfalar 207 - 213
Amaç: COVID-19 infeksiyonu tüm dünyada hızla yayılarak insan sağlığı açısından olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Gebelik döneminde meydana gelen fizyolojik ve immünolojik değişiklikler nedeniyle gebeler ve yenidoğanlar infeksiyona karşı daha duyarlı olabilmektedirler. COVID-19 infeksiyonunun gebelik sürecindeki etkileri hakkında araştırmaların sınırlı olması, gebeler ve yenidoğanlar üzerindeki olumsuz etkileri konusunda ciddi endişe yaratmaktadır. Bu sistematik derlemede COVID-19 infeksiyonunun maternal ve fetal sağlığa, gebelik sonuçlarına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma, sistematik derleme niteliğindedir. Araştırmaya, gebe ve yenidoğan popülasyonunda Türkçe ya da İngilizce 6 Nisan 2020 tarihine kadar yayınlanmış çalışmalar dâhil edilmiştir. PubMed, Science Direct, Web of Science ve Cochrane veri tabanları aracılığıyla tarama yapılmıştır. Çalışmaların belirlenmesi ve seçimi iki araştırmacı tarafından bağımsız olarak yapılmıştır. Sistematik derlemeye alınan çalışmalarda ortak bildirilen bazı sonuçlar ile ilgili birleştirilmiş yüzde hesabı yapılmıştır. Bulgular: Sistematik derlemeye yedi Wuhan’da, bir New York’ta olmak üzere toplam sekiz çalışma, 137 gebe alınmıştır. Gebelerin %25.2’sinin kronik hastalığa sahip olduğu, COVID-19'lu gebe olmayan yetişkinlerle benzer klinik özelliklerin olduğu ve belirtilerin hafif seyrettiği, %76.8’inin sezaryen doğum yaptığı, %2.2’sinde yenidoğanda infeksiyon görüldüğü belirlenmiştir. Sonuç: Mevcut çalışmalar, kanıt düzeyi bakımından COVID-19’un gebelik sürecine etkisini açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle konu ile ilgili geniş kapsamlı çalışmaların yapılması önem göstermektedir.
Objective: COVID-19 has spread rapidly all over the world, causing negative consequences for human health. Pregnant women and newborns may be more susceptible to infection due to physiological and immunological changes that occur during pregnancy. Limited research on the effects of COVID-19 during pregnancy raises serious concerns about the negative effects on pregnant women and newborns. This systematic review aimed to determine the effects of COVID-19 on maternal and fetal health and pregnancy outcomes. Methods: This systematic review included articles published in Turkish or English until April 6, 2020 among pregnant and newborn populations. The studies were selected from the PubMed, Science Direct, Web of Science, and Cochrane databases independently by two researchers. A combined percentage calculation was made regarding some commonly reported results from the selected studies. Results: A total of eight studies comprising 137 pregnant women, seven in Wuhan and one in New York, were included in the review. It was determined that 25.2% of pregnant women had chronic disease, non-pregnant adults with COVID-19 had mild symptoms with similar clinical features, 76.8% had caesarean delivery, and 2.2% presented an infection in the newborn. Conclusion: Current studies are insufficient to explain the effects of COVID-19 on pregnancy in terms of level of evidence. Therefore, it is important to carry out extensive research on the subject.

6.
Lise Öğrencilerinin Siber Zorbalığa Maruz Kalma Durumlarını Etkileyen Faktörler
The Effects of Being Exposed to Cyber Bullying Factors in High School Students
Aylin Akça Sümengen, Aygul Akyuz
doi: 10.5222/HEAD.2020.40222  Sayfalar 214 - 221
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada amaç, lise öğrencilerinin siber zorbalığa maruz kalma durumlarını, etkileyen faktörlerin ve siber zorbalığın etkilerinin incelenmesidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu araştırma, İstanbul ili, Şişli ilçesinde bulunan, rastgele örneklem ile seçilmiş üç lisede okuyan, araştırmaya katılmaya gönüllü 516 öğrenci ile yürütülmüştür. Örneklem seçim yöntemine gidilmemiş, ulaşılabilen tüm öğrenciler çalışmaya dâhil edilmiştir. Okulların toplam öğrenci sayısına göre ulaşılabilme oranı %41.8 olarak hesaplanmıştır. Veriler, hazırlanan veri toplama formu, Siber Mağduriyet Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ile araştırmacı tarafından toplanmıştır. Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Frekans ve yüzde dağılımları, tablolar hâlinde gösterilmiş, ölçekler arası korelasyon testi uygulanmıştır.ıştır.
BULGULAR: Araştırma kapsamına giren 516 öğrencinin siber mağduriyet puan ortalamaları 27.40+4.15, benlik saygısı puan ortalamaları ise 21.11+5.81 olarak belirlenmiştir. Anne babası sağ olan, birlikte yaşayan öğrencilerin siber mağduriyet puan ortalamaları düşük, tanımadığı kişilerle mesajlaşan, cep telefonuna şifre koyan ve tanımadığı kişilerle görüntülü konuşma yapan öğrencilerin mağduriyet puanları ise diğerlerine göre daha yüksek olarak belirlenmiştir. Öğrencilerin siber mağduriyet puanları ile benlik saygısı puanları arasında negatif yönde bir korelasyon olduğu görülmüştür (r = -0.136, p<.001).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Ergenlerin ruh sağlıklarının korunması açısından, siber mağduriyete uğrayabilme riski yüksek, anne veya babası olmayan ya da ayrı olan öğrencilerin yakından gözlenmesi, tüm öğrencilere kendilerini bu saldırılardan koruyabilmeleri konusunda eğitim ve danışmanlık verilmesi önerilmektedir. Okul sağlığı hemşireleri bu görevi yerine getirecek uygun kişiler olabilirler.
INTRODUCTION: This study aimed to analyze the impact of cyber bullying exposure on high school students.
METHODS: This research was conducted with 516 randomly selected high school students agreeing to participate from three different schools in Sisli, Istanbul, Turkey. This number (516 students) comprises 41.8% of the total students of these schools. The data were collected by using a personal information form, the Cyber Victimization Scale and the Rosenberg Self-Esteem Scale and were analyzed on the SPSS program. The distributions of frequency and percentage are shown in the tables, and a correlation test was conducted between scales.
RESULTS: It was found that the average point for cyber victimization was 27.40+4.15. The average point for self-esteem was 21.11+5.81. The average cyber victimization scores of students whose parents were alive and living together were lower, and the victimization scores of students who communicated with people they did not know, who put passwords on their mobile phones, and who made video conversations with people they did not know were found to be higher than the others. It was observed that there was a negative correlation between the cyber victimization points and the self-esteem points. (r = -0.136, p=.00)
DISCUSSION AND CONCLUSION: It was found that the average point for cyber victimization was 27.40+4.15. The average point for self-esteem was 21.11+5.81. The average cyber victimization scores of students whose parents were alive and living together were lower, and the victimization scores of students who communicated with people they did not know, who put passwords on their mobile phones, and who made video conversations with people they did not know were found to be higher than the others. It was observed that there was a negative correlation between the cyber victimization points and the self-esteem points. (r = -0.136, p=.00)

7.
Hemşire Akademisyenlerin Perspektifinden Randomize Kontrollü Araştırmalara İlişkin Deneyimler: Nitel Bir Araştırma
Experiences about Randomized Controlled Trials from the Perspective of Nurse Academicians: A Qualitative Study
Nur Izgu, Zehra Gök Metin
doi: 10.5222/HEAD.2020.84829  Sayfalar 222 - 230
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, hemşire akademisyenlerin randomize kontrollü araştırmalara ilişkin bireysel deneyimlerini derinlemesine incelemektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Tanımlayıcı-nitel tasarıma sahip bu çalışma, bir kamu üniversitesinin hemşirelik fakültesinde görevli ve randomize kontrollü araştırma deneyimi olan yedi akademisyen ile Mart-Nisan 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Veriler, yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak, yüz-yüze derinlemesine görüşmelerle toplanmıştır. Görüşmeler, ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş ve transkript edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır.
BULGULAR: Bu çalışmada, nitel veri analizinden ortaya çıkan ana ve (alt) temalar: (1) randomize kontrollü araştırmalarda deneyimlenen güçlükler (literatür tarama, etik kurul ve/veya kurum izinleri, araştırmanın yürütülmesi ve yayın süreci), (2) randomize kontrollü araştırmalardan elde edilen kazanımlar (bireysel ve akademik) ve (3) yaşanan güçlüklere ilişkin çözüm önerileri (araştırma konusu ve literatüre hâkimiyet, tasarımda tüm detayları gözetme, iletişim becerilerini geliştirme, süreçte kararlı olma, yayın kaygısından ziyade araştırmanın alana katkısına odaklanma) şeklinde sıralanmıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmada, hemşire akademisyenlerin randomize kontrollü araştırmaların tasarımında, yürütülmesinde, verilerin toplanması, analizi ve raporlanması sürecinde önemli güçlükler yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmanın önemli bir diğer önemli sonucu da, araştırma sürecindeki güçlüklere rağmen, akademisyenlerin süreçten doyum sağlamaları ve güçlüklere yönelik çözüm önerileri geliştirmeleridir. Bu sonuçlara dayanarak, randomize kontrollü araştırma yürütecek hemşire akademisyenlerin yaşadıkları güçlükleri azaltmak için bu araştırmalara ilişkin kapsamlı ders ve/veya kurslara katılmaları önerilmiştir.
INTRODUCTION: This study aimed to thoroughly investigate nurse academicians’ experiences about randomized controlled trials.
METHODS: This descriptive qualitative study was conducted with seven nurse academicians working in a public university and have experience on randomized controlled trials, between March-April 2019. Data were collected performing face-to-face in-depth interviews with a semi-structured interview guide. Interviews were recorded via a voice-recorder and transcribed verbatim. Data were interpreted by the themes and sub-themes that emerged with the descriptive analysis technique.
RESULTS: Themes and (subthemes) emerging from qualitative analysis included (1) challenges faced during randomized controlled trials (literature reviews, ethical and/or institutional approvals, administration and publication processes of the research, (2) achievements from conducting randomized controlled trials (individual and academic), and (3) problem-solving strategies related to the challenges experienced during randomized controlled trials (having comprehensive knowledge of research issue and literature, improving communication skills, being determined to conduct research, and focusing on the contributions of the research rather than worrying about publication).
DISCUSSION AND CONCLUSION: This study revealed that nurse academicians face important challenges related to study design, data collection, data analysis, and reporting of randomized controlled trials’ outcomes. Another important finding is that despite the challenges, academicians reported they were satisfied with the process and offered solutions to the challenges. Based on these results, it is recommended that nurse academicians attend comprehensive lectures and/or courses related to randomized controlled trials.

8.
Hastanede Yatarak Tedavi Gören 6-12 Yaş Çocuklarda Bilgisayar Oyunları Bağımlılık Düzeyleri
Computer Games Addiction Levels in Hospitalized Children Aged 6-12 Years
Melahat Akgün Kostak, Esra Nur Kocaaslan
doi: 10.5222/HEAD.2020.68736  Sayfalar 231 - 237
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma, hastanede yatarak tedavi gören 6-12 yaş çocuklarda bilgisayar oyunu bağımlılık düzeylerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışmanın örneklemini, bir üniversite hastanesi çocukservislerinde yatarak tedavi gören 6-12 yaş 69 çocuk oluşturmuştur.
Veriler “Anket Formu” ve “Çocuklar İçin Bilgisayar Oyun Bağımlılığı Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır.
BULGULAR: Çocukların yaş ortalamasının 8.8±1.9 yıl, kardeş sayısının 2.26±1.20 kişi, %69.9’unun erkek ve %52.2’sinin kronik hastalığının olduğu bulundu. Çocukların 3.1±6.6 yıldan beri internet kullandıkları, günde 2.07 ±1.78 saat, haftada 13.17±12.76 saat internet kullandıkları belirlenmiştir. Çocukların ebeveyne bağımlılık durumu/hareket etme yeteneği ile “Bilgisayar Oyunları Bağımlılığı Ölçeği” puan ortalamaları arasında istatiksel fark vardır (p<.05). Çocukların kardeş sayıları arttıkça bilgisayar oyunlarını başka etkinliklere tercih etmeleri de artmıştır (p<.05). Çocukların günlük ve haftalık bilgisayar ve internet kullanma süreleri arttıkça bilgisayar oyunları nedeniyle görevlerini aksattıkları ve bilgisayar oyunlarını başka etkinliklere tercih ettikleri saptanmıştır (p<.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çocukların ebeveyne bağımlılık durumu/hareket etme yeteneği, kardeş sayısı, günlük ve haftalık bilgisayar ve internet kullanma süreleri bilgisayar oyunları bağımlılık düzeylerini etkilemiştir. Çocukların hastalık süreleri, hastalık tipi bilgisayar oyunları bağımlılık düzeylerini etkilemediği belirlenmiştir.
INTRODUCTION: This descriptive study was conducted to determine the computer games addiction levels and affecting factors of 6-12 years children who were treated in the hospital.
METHODS: The sample of this study is consisted of 69 children aged 6-12 years who were hospitalized in the pediatric clinics at a university hospital. Data were collected with the “Questionnaire Form” and “Computer Game Addiction Scale For Children”.

RESULTS: The mean age of the children was 8.8 ± 1.9 years, the number of siblings was 2.26 ± 1.20, 69.9% were boys and 52.2% had chronic illness. Children have been using the Internet for 3.1 ± 6.6 years, using 2.07 ± 1.78 hours per day and 13.17 ± 12.76 hours per week. Children were used the internet 3.1±6.6 years. There was a statistically difference between the parental dependency status/ability to act of the children and the “Computer Games Addiction Scale” (p<0.05). The number of siblings of children increased, they prefer other activities to computer games too (p<0.05). As children's daily and weekly internet usage time increased, they neglected their tasks because of playing computer games and they preferred playing games to other activities (p<0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: The parental dependency status/ability to act, the number of siblings, the duration of daily and weekly computer and internet use have affected the levels of computer games addiction. The duration and type of disease and presence of computer of children did not affect addiction levels of the computer games.

9.
Üniversite Öğrencilerinin Beslenme Egzersiz Davranışları Ne Durumda?
What is the Nutrition and Exercises Behaviour of University Students?
Seher Yurt, Tuğba Özdemir
doi: 10.5222/HEAD.2020.58234  Sayfalar 238 - 243
GİRİŞ ve AMAÇ: Sağlıklı beslenme, uygun fiziksel aktivite ve destekleyici çevre sağlıklı yaşamın temel unsurlarıdır. Adölesan dönem beslenme davranışları açısından riskli bir dönemdir. Adölesan dönemdeki sağlıksız beslenme ve egzersiz davranışları sağlığı olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu nedenle bu araştırmanın amacı üniversitede öğrenim gören öğrencilerinin beslenme ve egzersiz davranışlarını belirlemektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Tanımlayıcı türdeki bu araştırma, İstanbul’da bir üniversitede öğrenim gören öğrencilerde yapıldı. Örnekleme 255 öğrenci alındı. Verilerin toplanmasında, araştırmacıların geliştirdiği “Sosyo-Demografik Özellikler Formu” ve Yurt tarafından 2008 yılında geliştirilen “Beslenme Egzersiz Davranış Ölçeği” ve kullanıldı.
BULGULAR: Öğrencilerin yaş ortalaması 21,41'dir. Öğrencilerin; %52.9’u kız, %46.7’si ailesi ile yaşıyor. Öğrencilerin %16.1’i beslenme davranışını, %34.1’i kendi egzersiz davranışını yetersiz olarak tanımlamıştır. Günlük aktivite düzeyini %64.7’si orta düzey olarak tanımlamıştır. Erkeklerin, ailesi ile yaşayanların, beslenme, egzersiz ve günlük yaşamdaki aktivite düzeyini yeterli olarak belirtenlerin, beslenme egzersiz davranışı ölçeği toplam puan ortalaması anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p=.009).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu araştırma, ailesi dışında yaşayanların ve kız öğrencilerin beslenme ve egzersiz davranışı açısından risk altında olduğunu ortaya koymuştur.
INTRODUCTION: Healthy eating, proper physical activity and supportive environment are the key elements of healthy living. Some acquired behavior in adolescents due to the transition period may affect health adversely. Therefore, the aim of this research to determine the nutritional and exercise behaviors of students studying at a university.
METHODS: This descriptive study was conducted among students studying at a university in Istanbul. 255 students enrolled. The data were collected by “Socio-Demographic Features Form” developed by the researchers and “Nutrition Exercise Behavior Scale” developed by Yurt in 2008.
RESULTS: The mean age of the students is 21,41. 52.9% of the students are female and 46.7% are living with their parents. 16.1% of the students defined nutritional behavior, 34.1% defined their exercise behavior as inadequate. 64.7% of the students defined the daily activity level as intermediate level. The mean total score of the nutritional exercise behavior scale of the students who stated that males and their families had adequate nutrition, exercise and activity levels in daily life was found to be significantly higher (p=.009).
DISCUSSION AND CONCLUSION: In this study, the students living outside of the family and the female students were at risk for nutrition and exercise behavior.

10.
Meme Kanserli Kadınlarda Cerrahi Tedavi Sonrası Beden İmajı ve Cinsellik Arasındaki İlişki
The Relationship Between Body Image and Sexuality After Surgical Treatment in Women With Breast Cancer
Meryem Yılmaz, Hesna Gürler
doi: 10.5222/HEAD.2020.55751  Sayfalar 244 - 251
GİRİŞ ve AMAÇ: Meme kanserinin cerrahi tedavisi, bir kadının beden imajı ve cinselliği üzerinde derin ve kronik olumsuz etkiye sahiptir. Bu çalışma, meme kanserli kadınlarda cerrahi tedavi sonrası beden imajı ile cinsellik arasındaki ilişkiyi belirlemek amacı ile yapıldı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Kesitsel ve tanımlayıcı tasarım kullanılan çalışma, meme kanseri nedeni ile cerrahi tedavi geçirmiş olan toplam 177 meme kanserli kadını içerdi. Veriler kadınların evlerinde anket formu ve cinsel uyum ve beden imajı ölçeği (SABIS) kullanılarak toplandı.
BULGULAR: Kadınların yaş ortalaması 48.11 (28-64 yıl) idi. Kadınların SABİS’in önceki beden imajı skoru 10.82, sonraki beden imajı skoru 7.39, cinsel uyum skoru 6.81, cinsel fonksiyon skoru -3.79, cinsel meme önem skoru 6.98 olarak belirlendi. Sonraki beden imajı ile SABİS’in üç alt boyutu ile pozitif: önceki beden imajı (r = 0.221), önceki cinsel uyum (r = 0.201) ve cinsel işlevsellik (r = 0.263) ve memelerin cinsel önemi ile (r = -0.265) negatif korelasyon gösterdiği bulundu. Cinsel işlevsellik boyutunun, sonraki beden imajı (r = 0.263) ve memelerin cinsel önemi arasında (r = 0.245) pozitif korelasyon belirlendi. Radikal mastektomi yapılanların lumpektomi yapılanlara göre, SABIS beden imajı ve cinsel uyum boyutu puanları daha kötü bulundu. Kadınların eğitim düzeyi, ameliyat şekli ve kanser evresi ile beden imajı skorları arasındaki fark anlamlıydı (p<0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Meme kanserinin cerrahi tedavisi, kadınlığın fiziksel ve psikolojik sembolünü değiştirdiği veya kaldırdığı için kadının beden imajı ve cinselliği üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Bu çalışmanın bulguları mastektominin kadınların cinsellik ve beden imajı üzerinde olumsuz bir etkisi olduğunu doğrulamaktadır.
INTRODUCTION: The surgical treatment of breast cancer (BC), has a deep and cronic negative impact on body image of a woman and her sexuality. The present study was to determine the relationship between body image and sexuality after surgical treatment in women with breast cancer (BC).
METHODS: A cross-sectional and descriptive design was used, the study included a total of 177 women with BC who had the surgical treatment because of BC. Data were collected using a questionnaire and the sexual adjustment and body image scale (SABIS) in women’s homes.
RESULTS: The average age of the women was 48.11 years (ranged 28-64 years). Women's prior body image score was 10.82, and the post body image score was 7.39, prior sexual adjustment score was 6.81, sexual functioning score was -3.79, and sexual breast importance score was 6.98. The post body image was positively correlated with three of the SABIS subscales: prior sexual adjustment (r=0.201), prior body image (r=0.221) and impact on sexual functioning (r=0.263) and negatively correlated with sexual importance of breasts (r=-0.265). The sexual functioning dimension was positively correlated with post body image (r=0.263) and sexual importance of breasts (r=0.245). According to lumpectomy, radical mastectomy was found to be worse in the SABIS body image and sexual adjustment dimension scores. The difference between the education level of the women, the type of surgery and the stage of cancer and the body image score were significant p<0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Surgical treatment of breast cancer has a negative effect on the body image and sexuality of the woman due to it changes or removes the physical and psychological symbol of femininity. The findings of this study confirm that mastectomy has a negative impact on sexuality and body image of women.

11.
İlkokul Çocuklarının Gözünden Hemşirelik: Bir İlkokul Örneği
Nursing in Primary School Children’s View: A Primary School Example
Aslı Yılmaz, Figen Işık Esenay
doi: 10.5222/HEAD.2020.19577  Sayfalar 252 - 257
GİRİŞ ve AMAÇ: Literatürde hospitalize edilmiş çocukların hemşirelik mesleğine yönelik algılarının değerlendirildiği saptanmış ancak ilkokul düzeyinde sağlıklı çocukların hemşirelik mesleğine ilişkin görüşlerinin incelendiği araştırmaya rastlanmamıştır. Bu çalışma, Ankara İli Altındağ Atilla İlkokulu’nda okuyan öğrencilerin hemşireliğe ilişkin görüşlerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma, niteliksel fenomenolojik bir çalışma olarak planlanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak tekrarlı veriler elde edilene kadar 24 öğrenci ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için Ankara Üniversitesi Etik Kurulundan onay ve kurum izinleri alındıktan sonra veliler ve çocuklar bilgilendirilmiş, kabul eden ailelerden yazılı, çocuklardan sözlü onam alınmıştır. Yapılan görüşmeler sesli kayıt altına alınmış, 2 araştırmacı tarafından dinlenmiş, çözümlenmiş ve temalara ayrılmıştır.
BULGULAR: Öğrencilerin %54.1’i (n: 13) 4. sınıf, %45.8’i (n: 11) 3. sınıfa devam etmektedir. Öğrencilerin %62.5’i (n: 15) hastaneye yatma deneyimi yaşamamıştır. Büyüyünce hemşire olmak ister misiniz sorusuna % 28.2’i (n: 7) evet yanıtını vermiştir. Görüşme sonrası öğrencilerden alınan yanıtlar doğrultusunda hemşirelerin yaptığı iş ile ilgili Tedavi Uygulamaları, Doktora Yardım Etme ve Bakım Uygulamaları (Hasta ve Çocuk) temaları belirlenmiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Öğrencilerin hemşirelik mesleğini iğne yapan, tedavi uygulayan, doktora yardımcı, hastalara, çocuklara bakan ve hastaları iyileştiren bir meslek olarak değerlendirdiği saptanmış, büyük bir kısmının gelecekte hemşire olmak istemediği belirlenmiştir.
INTRODUCTION: Evaluations of hospitalized children's perceptions about the nursing profession have been identified in literature, but no study investigating the perceptions of healthy children about nursing profession at primary school level has been found. The aim of this study is to evaluate the views of nursing students at Altındağ Atilla Primary School in Ankara Province.
METHODS: This research is planned in a qualitative phenomenological design. 24 students were interviewed for the research until repeated data were obtained using a semi-structured interview form. In order to carry out the research, parents and children were informed and verbal consent was obtained from the children and written consent was obtained from their parents who agreed to participate in the research. The interviews were recorded as voice records, listened to, resolved and divided into themes by 2 researchers.
RESULTS: 54.1% (n: 13) of students are 4th graders and 45.8% (n: 11) are 3rd graders. 62.5% (n: 15) of the students haven’t experienced hospitalization before. 28.2% (n: 7) of the students answered yes to the question of whether they would like to be nurses when they grow up. After the interviews, the themes of Treatment Practices, Assisting Doctors and Care Practices (Patient and Child) related to practices of nurses were determined in line with the answers received from the students.
DISCUSSION AND CONCLUSION: It has been found that the students evaluate the nursing profession as an occupation that includes giving injection, implementing treatments, helping doctors, caring patients and children and healing the patients, and that most of the students do not want to be a nurse in the future.

12.
Gebelikte Eş Desteği Algısı Ölçeği’nin (GEDAÖ) Geliştirilmesi: Güvenirlik ve Geçerlik Çalışmaları
Development of the Perceptıon of Spousal Support ın Pregnancy Scale (PSSPS): Reliability and Validity Studies
Mine Yurdakul, Meltem Aydın Beşen, Devrim Alıcı
doi: 10.5222/HEAD.2020.83713  Sayfalar 258 - 266
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışma, gebelerin eş desteği algılarını belirlemek için ölçek geliştirmek amacıyla yapıldı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırmacıların geliştirdiği 52 maddeden oluşan ölçek taslak form görüşleri alınmak üzere uzmanlara sunuldu. Uzman görüşlerine göre kapsam geçerlik oranları belirlenerek 40 maddelik ölçek deneme formu oluşturuldu. Veri analizi iki ayrı katılımcı grup üzerinden gerçekleştirildi. İlk olarak, güvenirlik ve açımlayıcı faktör analizine dayalı geçerlik çalışmalarının gerçekleştirilmesi amacıyla, ölçeğin deneme formu 400 gebeye uygulandı. İkinci olarak ise, ölçeğin yapı geçerliğinin ek kanıtlarını elde etmek üzere, doğrulayıcı faktör analizi ve gruplar arası fark testlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla, ölçeğin nihai formu 300 gebeye uygulandı.
BULGULAR: Analizler sonunda özdeğeri 1,00’den büyük, toplam 16 maddeden oluşan 3 alt boyutlu bir yapı elde edildi. Her bir alt boyutun iç tutarlığına ilişkin alfa güvenirlikleri, Bilişsel 0,911, Duygusal 0,729 ve Maddi alt boyut 0,678 olarak hesaplandı. Ölçeğin bütününe ilişkin alfa güvenirliği ise 0,893 olarak bulundu. Ölçekten alınabilecek en düşük puan 16, en yüksek puan ise 80’dir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Gebelikte Eş Desteği Algısı Ölçeği (GEDAÖ), normal ve riskli gebelerle çalışan araştırmacılar tarafından kullanabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçektir.
INTRODUCTION: This study aims to develop a scale to determine pregnant women’s perception of spousal support.
METHODS: A draft scale with 52 items developed by the researchers was submitted to experts to obtain their opinions. A trial version was prepared with 40 items after determining content validity levels based on expert opinions. Data analysis was performed with two separate participant groups. First, the trial version was administered to 400 pregnant women to perform the reliability and validity studies based on the exploratory factor analysis. Then, the final version of the scale was administered to 300 pregnant women to perform the confirmatory factor analysis and the intergroup difference tests to obtain additional evidence on the scale’s construct validity.
RESULTS: The analyses yielded a structure with 16 items under three subscales and an eigenvalue over 1.00. The internal consistency alpha reliability values were found to be 0.911 for the Cognitive, 0.729 for the Emotional, and 0.678 for the Material subscale. The alpha reliability value of the entire scale was 0.893. The minimum and maximum scores on the scale were 16 and 80, respectively.
DISCUSSION AND CONCLUSION: The Perception of Spouse Support in Pregnancy Scale (PSSPS) is a valid and reliable scale that can be used by researchers to study normal and high-risk pregnant women.

DERLEME
13.
Hemşirelikte bakım kalitesi ve hasta güvenliği için bir tehlike: İşte var olamama
A danger for care quality and patient safety in nursing: Presenteeism
Manar Aslan, Fadime Ulupınar
doi: 10.5222/KUHEAD.2020.56873  Sayfalar 267 - 272
Presenteeizm, hemşirelikle ilişkilendirilen bir kavram olması sebebiyle dünya literatüründe hemşirelik alanında daha fazla ilgi görürken ülkemizde bu konuyla ilgili çok az çalışma bulunmaktadır. Hemşirelikte presenteeizm olgusu bakım kalitesini ve maliyetini, çalışan verimliliğini, hasta güvenliğini etkilediği için önemlidir. Ayrıca hemşire yetersizliği gibi uzun vadede çözülebilecek problemlerin dünya gündeminde olması, presenteeizm gibi kısa vadede düzeltilebilir hemşire davranışlarının önemini daha da arttırmaktadır. Bu bağlamda bu derlemenin amacı hemşirelikte presenteeizm olgusuna dikkat çekmek ve uluslararası literatür ışığında presenteeizm kavramını, presenteeizm davranışının ölçümünü, nedenlerini ve sonuçlarını açıklamaktır.
Presenteeism, because it is a concept which is related to nursing, there is more interest in nursing field in world literature while there is very little work in this subject in our country. The phenomenon of presenteeism in nursing is important because it affects the quality and cost of care, employee productivity and patient safety. In addition, the fact that the problems that can be solved in the long term such as nurse shortage are on the world agenda increases the importance of correctable nursing behaviors such as presenteeism in the short term. The aim of this review is to draw attention to the phenomenon of presenteeism in nursing and to explain the concept of presenteeism, its measurement, the reasons and outcomes of presenteeism behavior on the basis of international literature.

14.
Gebelik ve COVID-19 Enfeksiyonu
Pregnancy and COVID-19 Infection
Meltem Uğurlu, Gülşen Takak Vural
doi: 10.5222/KUHEAD.2020.06926  Sayfalar 273 - 278
İlk kez 2019 yılı Aralık ayında Çin’de ortaya çıkan ve hızla tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 enfeksiyonu Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilmiştir. COVID-19 enfeksiyonu genellikle yaşlı bireyleri etkilemesine karşın gebelerde ve yenidoğan bebeklerde de görülebilmektedir. Virüsün gebelerde görülen klinik semptomları yetişkin bireylerle benzerlik göstermektedir. Gebelikte COVID-19 ile ilgili olan sınırlı veriler daha çok üçüncü trimesterde virüsten etkilenen kadınlarla ilgilidir. Virüsün solunum sistemini etkilemesi ve gebelerin solunum sistemi enfeksiyonları açısından riskli grupta yer alması nedeni ile hastalık endişeye yol açmaktadır. Bu derleme çalışmada mevcut bilgilerin ışığında, COVID-19 enfeksiyonunun gebelik, doğum ve doğum sonu dönemlerde anne ve bebeğe etkileri, anneden bebeğe bulaş riski ve hemşirelik bakımında önemli noktaların özetlenmesi amaçlanmıştır.
The COVID-19 infection, which was first appeared in China in December 2019 and rapidly affected the world, was declared as a pandemic by the World Health Organization. Although COVID-19 infection generally affects older individuals, it can also be seen in pregnant women and newborn babies. The clinical symptoms of the virus in pregnant women are similar to those of adults. Limited data on COVID-19 in pregnancy are mostly related to the women who was affected by the virus in the third trimester. The disease causes anxiety because of pregnant women’s being in the risky group for respiratory infections. In this study, under the light of the available information, it is aimed to summarize the effects of COVID-19 infection on mother and fetus during pregnancy, birth and postpartum periods, transmition risks from the mother to baby and important points in nursing care.

15.
COVID 19 Pandemi Süreci: Türk Hemşireler Derneği
COVID 19 Pandemic Process: Turkish Nurses Association
Sevilay Senol Celik, Azize Atlı Özbaş, Beyhan Çelik, Azize Karahan, Hülya Bulut, Gülten Koç, Firuze Çevik Aydın, Çiğdem Özdemir Özleyen
doi: 10.5222/KUHEAD.2020.34603  Sayfalar 279 - 283
Dünya Sağlık Örgütü’nün “pandemi” olarak kabul ettiği COVID-19 salgını, içinde bulunduğumuz küreselleşme çağında, insanlığın karşı karşıya kaldığı ciddi bir afettir. Bu salgın, ülkelerin sağlık sistemlerinin, çevik, uyarlanabilir ve esnek yapıda olmasının önemi ve hemşirelerin kilit konumunu bir kez daha ortaya koymuştur. Türk Hemşireler Derneği, pandemi sürecinin en az zararla atlatılması için, ilk vakanın açıklanmasından başlayarak ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyetlerde bulunmuş ve sürecin içinde aktif bir şekilde yer almıştır. Bu faaliyetler arasında sağlık çalışanların ve toplumun bilgilendirilmesine yönelik bilimsel ve güncel bilgilerin paylaşılması; hemşirelerin bu süreçte yaşadıkları sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerin rapor haline getirilerek Sağlık Bakanlığı ve ilgili birimlere iletilmesi; bakım algoritmaları ve kişisel koruyucu ekipman kullanımı videolarının hazırlanıp paylaşılması yer almaktadır. Ülkemizde hemşireler Covid-19 pandemi sürecinde, güvenli ve nitelikli hemşirelik bakımını en üst düzeyde sürdürmek için zor şartlar altında mesleklerini en iyi şekilde icra etmiştir. Bununla birlikte hemşirelerin politikaları oluşturma ve karar alma süreçlerinde etkili rol alması; liderlik pozisyonlarında daha fazla hemşirelere yer verilmesi için gerekli girişimlerin ve yatırımların ivedilikle yapılması gerekmektedir.
The COVID-19 epidemic, which the World Health Organization accepts as a “pandemic”, is a serious disaster faced by humanity in the era of globalization. This epidemic demonstrated the importance of being agile, adaptable and flexible structure of the countries’ health systems and the key position of nurses once again. The Turkish Nurses Association acted at the national and international level and actively participated in the process, starting with the announcement of the first case, in order to overcome the pandemic process with minimal damage. These activities include sharing scientific and updated information for healthcare professionals and the public; sending it to the Ministry of Health and related units and preparing reports on the solution suggestions for these problems and the problems experienced by nurses in this process; sharing its and preparing of care algorithms and video. In our country, nurses have performed their professions in the best way under difficult conditions in order to maintain safe and qualified nursing care at the highest level. However, necessary initiatives and investments should be made urgently order to include more nurses in leadership positions, get an effective role in policy making and decision-making processes.

16.
Türk Yoğun Bakım Hemşirelerinin COVID-19 Salgınındaki Deneyimleri
Experiences of Turkish Intensive Care Nurses in the COVID-19 Outbreak
Ebru Kıraner, Banu Terzi, Emine Türkmen, Ayda Kebapcı, Gülçin Bozkurt
doi: 10.5222/HEAD.2020.35556  Sayfalar 284 - 286
Aralık 2019’ta ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını, kritik hastaların hayata tutunmasında çok önemli bir yeri olan yoğun bakım üniteleri ve yoğun bakım hemşireliğinin değerini ortaya koymuştur. Bu mücadele sürecinde, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de yoğun bakım hemşireleri bilgileri, becerileri ve şefkatli dokunuşlarıyla olağanüstü emek harcamış ve salgının bu başlangıç döneminde başarılı hikayeler oluşturmuştur. Bu derleme makalede, salgının ilk üç aylık döneminde yoğun bakım hemşirelerinin yaşadığı deneyimler ve Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği’nin yürüttüğü destekleyici faaliyetler sunulmaktadır.
The COVID-19 pandemic, which emerged in December 2019 and influenced the world, revealed the importance of intensive care units and intensive care nursing, which holds very important place in the survival of critical care patients. During this process, intensive care nurses made extraordinary effort with their knowledges and compassionate touches and, created successful stories during the beginning of the pandemic in all over the world as well as in Turkey. In this review article, the experiences of intensive care nurses during the first trimester of the pandemic and supportive activities carried out by the Turkish Intensive Care Nurses Association was presented.

17.
Türkiye’deki Covıd-19 Salgın Döneminde Acil Hemşireliği
Emergency Nursıng During The Covıd-19 in Turkey
Gülbin Konakçı
doi: 10.5222/KUHEAD.2020.73555  Sayfalar 287 - 289
Makale Özeti | Tam Metin PDF

18.
Türkiye’de COVID-19 Salgını: Kriz Yönetiminde Yönetici Hemşirelerin Deneyimleri ve Yönetici Hemşireler Derneği’nin Faaliyetleri
COVID-19 outbreak in Turkey: Experiences of Nurse Managers and Activities of Association of Nurse Managers in Crisis Management
Ülkü Baykal, Emine Türkmen, Handan Alan, Çağlar Yılmaz Başulaş, Nilgün Göktepe, Emel Gümüş, Serkan Güngör, Şehriban Serbest, Arzu Kader Harmancı Seren, Hanife Tiryaki Şen, Sevim Şen, Devrim Eren Tekin
doi: 10.5222/HEAD.2020.36024  Sayfalar 290 - 293
Aralık 2019’da ortaya çıkan ve hızla tüm dünyayı saran COVID-19 salgını sağlık bakım hizmetlerinde hemşireliğin gücü ve önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu derlemede, yönetici hemşirelerin tüm ekipleriyle birlikte verdikleri mücadelede yaşadıkları deneyimlerin ve Yönetici Hemşireler Derneği’nin meslektaşlara destek çabalarının aktarılması amaçlanmıştır. Sağlık kurumlarında hemşirelik hizmetlerinin güçlendirilmesi bu ve gelecek her türlü krizin daha başarılı atlatılmasına ve toplumumuzun hak ettiği daha iyi sağlık bakımını verme çabalarımıza katkı sağlayacaktır.
The COVID-19 epidemic, which emerged in December 2019 and rapidly enveloping the world, once again demonstrated the power and importance of nursing in health care services. This review aimed to convey the experiences of the manager nurses in their struggle with all their teams and the efforts of the Association of Management Nurses to support the colleagues. Strengthening nursing services in healthcare institutions will contribute to our successful efforts to overcome this and any future crisis and to provide better health care that our society deserves.

OLGU SUNUMU
19.
Özafagus Ca Tanılı Hasta ve COVİD 19: Olgu Sunumu
Patient with Esophageal Ca and COVID 19: Case Report
Afıtap Ozdelıkara, Serpil Babur
doi: 10.5222/HEAD.2020.98975  Sayfalar 294 - 303
Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi şüphesiz ki en çok sağlık bakım sistemini etkilemiştir. 11 Mart 2020 tarihinde ilk vakanın ülke sınırları içerisinde görülmesiyle pandemi hastaneleri oluşturulmuş, bir çok klinik ve yoğun bakım COVID klinikleri ve yoğun bakımlarına dönüştürülmüştür. Dünya çapında artan enfekte vakalar, sayısı günden güne hızla artan ölümler sağlık profesyonellerini etkin bakım ve tedavi arayışına yönlendirmiştir. Uluslararsı ve ulusal ölçekte bakım ve tedaviye ilişkin rehberler yayınlanmakta ve etkin mücadele yöntemleri aranmaktadır. Daha önce karşılaşılmayan bir durum karşısında mücadele vermek deneyimlerin paylaşılmasını çok daha kıymetli duruma getirmiştir. Bu nedenle COVID-19 pozitif bireylerin yaşadıkları semptomların etkin bir şekilde yönetilerek kaliteli bir bakım sunulması önem kazanmaktadır. Bu olgu sunumunda COVID-19 pozitif tanısı ile takip edilen bir hastanın hemşirelik bakım süreci hasta Günlük Yaşam Aktiviteleri Modeli (GYA) doğrultusunda değerlendirilmiştir.
The Covid-19 pandemic that affected the whole world certainly impressed health care systems more than everything. The hospitals for pandemic were established when the first case was seen in Turkey on March 11, 2020. A lot of clinicals and intensive care units were turned into pandemic clinicals and intensive care units. Increasing infected cases and rapidly increasing number of deaths from day to day in worldwide was lead health professionals to seek effective cares and treatment. Guides on care and treatment has been publishing on an international and national scale and effective methods of fighting with Covid-19 has been soughting. Fighting against a situation that has not been encountered before has made sharing experiences much more valuable. Therefore, it is important to effectively manage the symptoms that experienced by COVID-19 positive individuals and provide quality care to their. In this case presentation, the nursing care process of a patient who was followed by a positive diagnosis of COVID-19 was evaluated in according to The Daily Life Activities Model (DLAM).



 
Copyright © 2019
Bu sitenin tüm hakları Koç Üniversitesi Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Dergisine aittir.